Görme, işitme, koklama, tad alma, dokunma, deri (basınç, ısı) duyumları; kinestetik duyumlar (devinim, durum); acı ve organ duyumları (açlık) olarak ayrılırlar. Fter duyumun belli bir duyum niteliği (yeşil, acı, seri), belli bir duyum yoğunluğu (göz kamaş- ’ tiran, mat) ve belli bir duyum süresi var
YAZARINI BEKLEYEN MADDE....
[Alm. übersinnlich]: 1- Duyularla verilmeyen. 2 Algılama yoluyla değil, düşünmeyle kavranan. 3- Duyuların, bununla ilgili olarak deney dünyasının dışında bulunan.
YAZARINI BEKLEYEN MADDE....
[Alm. Welt] [Fr. monde] [İng. world] [Lat. mundus]: 1- a. Birbiriy- le yasal bağlantısı olan, bir düzenle belirlenmiş tek tek şeylerin ve olayların bütünü. (Ör. öbür dünya-bu dünya, duyulur dünya-düşü- nülür dünya, dışdünya-içdünya, görüngüler dünyası - kendinde şeyler dünyası; gelip geçici dünya-id
YAZARINI BEKLEYEN MADDE....
[Alm. Weltanschauung]: Evrenin ve yaşamın anlamını, ereğini, değerini, insan varlığını ve davranışlarını bütünüyle kavramağa çalışan genel düşünce; evrene toplu bir bakış. Bu bağlamda: 1- Bir insanın davranış, değerleme, düşünüş ve eylemlerinde dile gelen, yaşam üzerindeki kanılarının bütünü. 2- Dü
YAZARINI BEKLEYEN MADDE....
[Alm. Einbildung, Phantasie] [Fr. fantaisie] [İng. fantasy] [Lat. ve Yun. phantasia] [es. t. hayal]: Karşılığında bir gerçeklik bulunmayan görüsel tasarım.
bkz. düşlem gücü
[Alm. Einbildung, Phantasie] [Fr. fantaisie] [ing. fantastic] [Yun., Lat. phantasia] [es. t. muhayyile, hayal gücü]: 1- Görüsel tasarım gücü, tasarım etkinliği, hayalgücü, yaratıcı hayalgücü. 2- Düş kurmak anlamına: algılananı içimizde etki yapacak denli yoğun bir biçimde ruha almak, içimizde kurmak
YAZARINI BEKLEYEN MADDE....
[Alm. Gedanke] [Fr. pensée] [ing. thought] [es. t. fikir]: 1- Düşünme ediminin içeriği. 2- Düşünmenin ürünü olan: düşünülen içerik; bu içerik düşünme ediminden çözülebilir ve örneğin yazılı olarak saptanabilir ya da bir başkasına aktarılabilir. 3- ilke, yönetici sav.
YAZARINI BEKLEYEN MADDE....
[Tr. Alt. düşünme özgürlüğü] [Alm. Gedankenfreiheit; Denkfreiheit] [Fr. liberté de pensée] [İng. freedom of thought] [Es. T. tefekkür hürriyeti] Düşünce özgürlüğü, insanın kanaatlerini, inançlarını ve fikirlerini dışsal baskı, zorlama veya korku olmaksızın oluşturma, sürdürme ve değiştirme hakkını
Nuri ÇİÇEK (Aksaray Üniversitesi)
[Alm. ideef] [Fr. idéal, ideal] [ing. ideal] [es. t. iftikâri]: 1- Gerçekte olmayıp, yalnızca düşüncede tasarım biçiminde var olan. 2- Yalnızca düşünce ile kavranabilen.
YAZARINI BEKLEYEN MADDE....
[Alm. Idealität] [Fr. idéalité] [ing. ideality] [es. t. iftikâriyet]: Nesnel gerçekliği olan varlığın karşısında salt düşünce (idea) ya da tasarım olarak varlık.
YAZARINI BEKLEYEN MADDE....