bilimcilik
[Tr. Alt. bilimperestlik] [Alm. Szientismus] [Fr. scientisme] [İng. scientism]
Bilimcilik, bilimin diğer entelektüel alanlara göre birçok bakımdan ayrıcalıklı bir konumda olduğu fikrini içeren yaklaşımdır. Terim ilk olarak on dokuzuncu yüzyılın sonlarında İngilizce ifadesiyle kullanılmıştır. Bilim (science) sözcüğüne eklenen -ci/lik (-ism) takısıyla türetilen terimin doğasına ilişkin tartışma ve bu terimin gönderimde bulunduğu görüşün farklı implikasyonları özel olarak bilim felsefesinin; genel olarak ise din, zihin ve siyaset felsefesinin konu alanına girmektedir.
Tanımı. Genel hatlarıyla bilimcilik, bilime gereğinden fazla değer vermek ya da abartılı hürmet göstermek biçiminde tanımlanmaktadır. Ne var ki, bu tanım, bilimciliğin uygun olmayan bir dünya görüşü olduğu kabulünü en başta içermektedir. Böylesi pejoratif çağrışımlar yaratacak bir tanıma bağlı kalmak, kimi felsefecilere göre hatalıdır. Nitekim bu tanımı yapanlar, bilimciliğin makul olarak kabul edilebilir bir perspektif sağlamadığını varsaymış ve durumun gerçekten böyle olup olmadığına ilişkin ayrı bir argüman verme girişiminde bulunmamışlardır. Bilimciliğin gerçekten de kabul edilemez bir yaklaşım olup olmadığını bulmanın yolu, yanlı olmayan bir tanım gerektirmektedir. Güncel görüşlere göre bilimciliği, güçlü ve zayıf olmak üzere, iki ayrı versiyonu olan bir tez olarak ortaya koymak verimli ve nispeten yansız bir felsefi tartışma yaratmak için çok daha kullanışlıdır. Güçlü bilimcilik tezi, mevcut bilgimiz içinde ‘tek gerçek’ bilginin bilimsel bilgi olduğu biçiminde tanımlanırken; zayıf bilimcilik tezi, mevcut bilgimiz içinde ‘en iyi’ bilginin bilimsel bilgi olduğu biçiminde tanımlanır. Bilimciliğin tanımına ilişkin bir diğer mesele ise söz konusu yaklaşımının hangi bilimleri kapsadığıdır. Geniş tanıma göre doğa bilimleri ile insani bilimler birçok bakımdan ayrıcalıklı bir konumdayken, dar tanımda bu ayrıcalık yalnızca doğa bilimlerine rezerv edilir. Savunması oldukça zor olan ve literatürde en çok eleştirilen tez, bilimciliğin güçlü ve dar versiyonu iken; en az eleştiriye maruz kalıp, çok daha savunulabilir olan tez, bilimciliğin zayıf ve geniş versiyonudur.
Tarihi. Kimi düşünürler, bilimciliğin köklerinin Thales’e kadar uzandığını ileri sürse de, bu görüşün yaygın olarak kabul edildiğini söylemek güçtür. Bilimcilik, daha ziyade, modern bilimin ortaya çıkışı ve kısmen kurumsallaşması ile ön plana çıkmıştır. İlgili literatürde, bilimciliğin ilk temsilcisinin Francis Bacon olduğu savunulmaktadır. Bacon’ın tesis etmeye çalıştığı yeni bilimsel yöntemin, diğer tüm bilme yollarını az ya da çok itibarsızlaştırması, söz konusu savununun temelini oluşturmaktadır. Bilimciliğin benzer bir diğer versiyonu Auguste Comte’a atfedilir. Bu sava göre Comte, bilimsel (ya da kendi tabiriyle pozitivist) yöntemin bilgiye ulaşmanın tek geçerli yolu olduğuna inanmış ve toplum başta olmak üzere, araştırılacak tüm alanlara, söz konusu yöntemin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Comte’un pozitivist olarak addettiği bu yaklaşım, daha sonraları bilimci eğilimlere sahip olan mantıksal pozitivizm hareketi üzerinde etkili olmuştur. Mantıksal pozitivistler doğrulamacı anlam kriteri olarak bilinen ölçütten hareketle anlamlı ve anlamsız önermeleri birbirlerini dışlayan iki kategori olarak belirlemiş; metafizik, etik, din ve benzeri gibi birçok alanın önermelerini —doğrulanamayacağından ötürü— ikinci kategorinin içine dahil etmişlerdir. Bu tutumun ‘bilimci’ olarak nitelendirilebilecek tarafı, hakikate ilişkin anlamlı bir iddiada bulunmanın tek yolunun bilimin dilini ve yöntemlerini kullanmaktan geçtiği fikridir. Mantıksal pozitivizme yakın olup böylesi güçlü bir fikri benimseyenler olsa da söz konusu entelektüel hareketin içinde yer aldığı düşünülen bazı isimlerin, bu türden uç bir fikri sahiplenmediklerini de vurgulamak gerekiyor. Günümüzde ise bilimciliği doğrudan savunan ya da bilimciliğe yakın olan kimselerin sayıca çok olmadığı söylenebilir. Az sayıda temsilcisi olan bu yaklaşımın güncel taraftarları —genel olarak— bilimin güvenilir bilgi üretme konusunda dine, felsefeye ve sanata karşı tartışmasız şekilde üstün olduğunu vurgulamaktadır. Evrenin ve yaşamın kökenine, insan doğasına, ahlakın kaynağına ve benzeri temel problemlere ilişkin yanıtların, en başarılı biçimde bilim tarafından temin edildiği konusunda hemfikir olan güncel bilimciler, herhangi entelektüel bir etkinliğin benzer bir başarıyı elde etmesi için bilimsel yönteme öykünmesinin elzem olduğunu savunmaktadır.
Eleştiriler. Bilimcilik tezinin güçlü ve zayıf versiyonlarına ilişkin çeşitli eleştiriler mevcuttur. Güçlü bilimciliğe yöneltilen temel eleştirilerden biri epistemik indirgemeciliğin bir formunu içermesidir, çünkü bu görüş mevcut bilgimiz içinde ‘tek gerçek’ bilginin bilimsel bilgi olduğu iddiasını merkeze alır. Güçlü bilimcilerin böylesi bir iddiada bulunmasını destekleyecek kuvvetli gerekçelerden biri, bilimin bilgi üretmedeki tartışmasız başarısıdır. Bu tespit her ne kadar yerinde olsa da bilimciliği destekleyecek bir gerekçe olarak nitelendirilemez, öyle ki bilimin tartışmasız başarısına ilişkin iddia, ‘tek gerçek’ bilginin bilimin tekelinde olduğu iddiasını mantıksal olarak takip etmemektedir. Zayıf bilimciliğe getirilen başlıca eleştirilerden biri ise ‘en iyi’ bilginin bilim tarafından üretildiği iddiasını iyi bir şekilde temellendirememesidir. En iyi bilginin bilimsel bilgi olduğu iddiası, bilimsel olan ya da bilimsel-olmayan iki ayrı yolla temellendirilebilir. En iyi bilginin bilimsel bilgi olduğu iddiası bilimsel-olmayan yolla temellendirilemez, çünkü böylesi bir temellendirme bilimsel-olmayan yollar aracılığıyla da en iyi seviyede bilgi üretilebileceğini gösterir. Diğer taraftan, en iyi bilginin bilimsel bilgi olduğu iddiasını bilimsel bir yöntemle de temellendiremeyiz, öyle ki bu temellendirme kanıtlamaya çalıştığımız iddiayı en başta varsaydığımız için döngüsel olacaktır.
Ayrıca Bakınız: bilim, bilim felsefesi, olguculuk, Francis Bacon, Auguste Comte.
KAYNAKÇA
Ayer, Alfred J. Dil, Doğruluk ve Mantık. Çeviren Vehbi Hacıkadiroğlu. İstanbul: Metis, 1998.
Haack, Susan. “Bilimciliğin Altı Belirtisi.” Çeviren Mustafa Efe Ateş. Sofist 5 (2022): 209–235.
Hakfoort, Cornelis. “The Historiography of Scientism: A Critical Review.” History of Science 33/4 (1995): 375–395. doi:10.1177/007327539503300401.
Hietanen, Johan, Petri Turunen, Ilmari Hirvonen, Janne Karisto, Ilkka Pättiniemi, and Henrik Saarinen. “How Not to Criticise Scientism.” Metaphilosophy 51/4 (2020): 522–547. doi:10.1111/meta.12443.
Lessl, Thomas M. “The Culture of Science and the Rhetoric of Scientism: From Francis Bacon to the Darwin Fish.” Quarterly Journal of Speech 93/2 (2007): 123–149. doi:10.1080/00335630701426785.
Mizrahi, Moti. "What's So Bad About Scientism?" Social Epistemology 31/4 (2017): 351–367.
Pickering, Mary. “Auguste Comte and the Académie des sciences.” Revue philosophique de la France et de l'étranger 132/4 (2007): 437–450. doi:10.3917/rphi.074.0437.
Pinker, Steven. “Science is Not Your Enemy: An Impassioned Plea to Neglected Novelists, Embattled Professors, and Tenure-less Historians.” The New Republic, 2013. Erişim Tarihi: Eylül 2025. https://newrepublic.com/article/114127/science-not-enemy-humanities.
Yazar : Mustafa Efe ATEŞ (MSKÜ)