Burke, Edmund
1729-1797 yılları arasında yaşamış Dublin doğumlu İrlandalı-İngiliz filozof, siyasetçi ve yazardır.
Yaşamı. 1748 yılında Dublin’de Trinity College’dan klasik ve felsefi bir eğitim alarak mezun oldu. Muhafazakar ve liberal düşünceyle ilişkilendirilen bir filozof olarak hem kendi döneminde hem de günümüzde kabul görmüştür. Uzun yıllar Büyük Britanya Parlamentosu’nda Avam Kamarası’nda Whig partisi üyesi olarak milletvekilliği yapmıştır. Felsefe yazılarının yanı sıra Amerika kolonileri, Fransa’nın mali durumu, tahıl fiyatları, İngiltere tarihi, İrlanda ticaretinin kısıtlanması, Hindistan’ın içişleri ve kölelik karşıtlığı gibi çeşitli konularda da kapsamlı yazılar kaleme almıştır.
Eserleri ve Görüşleri. Burke’ü felsefe tarihinde muhafazakar düşüncenin kurucu figürlerinden biri haline getiren temel eseri 1789 Fransız Devrim’inden yaklaşık bir yıl sonra yazmış olduğu Reflections on the Revolution in France (Fransa’daki Devrim Üzerine Düşünceler, 1790) adlı eseridir. Bu eser yalnızca Fransız Devrimi’ne değil devrimle beraber ilan edilen 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ne yöneltilmiş en güçlü ve etkili eleştirilerden biri olarak kabul edilir. Burke, Büyük Britanya Krallığı’nda, özellikle başlangıç aşamasında Fransız Devrimi’ni, İngiliz Şanlı Devrimi’ne benzeterek Jakobenlere her türlü desteğin verilmesi gerektiğini savunanlara karşı çıkmıştır. Bir anlamda mevcut yönetimi, geleneği ve monarşiyi korumak amacıyla politik eylemin evrensel ilkelerinin bu şekliyle sızıp yayılmasını engellemek istemiştir. Burke’ün eseri yayımlanışından üç yıl sonra, Immanuel Kant’ın öğrencisi Friedrich von Getz tarafından yapılan Almanca tercümesi sayesinde dönemin Kıta Avrupası’ndaki daha geniş kitlelere ulaşmıştır. Ancak asıl, aralarında Thomas Paine, Richard Price, Joseph Priestly, Mary Wollstonecraft’ın da bulunduğu pek çok düşünür tarafından ortaya koyduğu argümanlara yönelik yazılmış olan kırk sekiz karşı cevap, eseri felsefe tarihindeki bir başyapıta, içerdiği düşünceleri ise devrim ile etkilerinin hızlıca “burkize” edilmesi olarak adlandırılan bir kavramsallaştırmaya dönüştürmüştür. Burke bu eserinde Fransız Devrimi’nin insan haklarına dayalı meşruiyet zeminini, adeta patlamaya hazır bir bomba ve cehennem taşlarıyla döşeli bir yol olarak tasvir eder. Yüzyılların geleneğinin ürünü olan yönetimlere, yasalara, aristokratik oluşumlara karşı yönelen bu tehlikeli alaşımın despotluğa sürükleneceği kehanetinde bulunmuştur. Devrim’den bir yıl sonra Terör Dönemi’nin yaşanması ise Burke’ü bir ölçüde haklı çıkarmıştır.
Burke’ün Düşünceler’den önce yazdığı, filozof kimliğini güçlendiren iki önemli eseri daha vardır. A Vindication of Natural Society (Doğal Toplumun Savunusu-1756) ve A Philosophical Enquiry into the Origin of Our Ideas of the Sublime and Beautiful (Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma-1757) adlı bu eserlerinde de insan haklarına dayalı bir devrim anlayışına neden karşı olduğunu gösterecek fikirleri mevcuttur. Bu anlamda Düşünceler aslında onun tüm hayatı ve eserlerinde ortaya çıkan ilkeli bir tutarlılığın tezahürüdür. Muhafazakar ve liberal bir düşünür olarak ele alınması teori ve pratikte de bunu hep devam ettirmiş olmasındandır. Leo Strauss’un ifadesiyle Burke, Devrim ile yön değiştirmiş bir filozof değildi Devrim sadece onun düşüncelerini tasdik eden tarihi bir olaydı. Bu her iki eserinde de Burke klasik doğal hukukçular Aristoteles, Cicero ve Aquinas’ın adalet, devlet ve mülkiyet kavramlarını savunan bir anlayışa sahipti. Aydınlanma Döneminin bir düşünürü olmasına rağmen, özellikle 18.yüzyılın toplum sözleşmesi ve doğal haklar düşüncesi söz konusu olduğunda konumlandığı yer modernite öncesi bir filozofa yakındı. Dolayısıyla modern doğal hukukun kurucusu Hugo Grotius ve devam ettiricisi Samuel von Pufendorf’un teolojik önermelere ve ahlaki görüşlere başvurulmaksızın insanın kendi aklıyla uygun ve doğru yasaları bulabileceği düşüncesine de sonrasında Hobbes ve Locke ile birlikte insanların kendi iradeleriyle doğal durumdan sivil duruma geçerek bazı haklarını muhafaza etme ve sürdürme düşüncesinin karşılık bulduğu toplum sözleşmesi teorilerine de karşıydı. Bu nedenle Burke’ün sistematik olarak yaptığı şey, Strauss ve Peter J. Stanlis gibi yorumcuların ifadesiyle söylenecek olursa, modern doğal hukuk düşüncesini deforme etmekti. Buradaki deformasyon yerleşik bir pozisyona kavuşmaya başlayan birey, irade ve eşitlik kavramlarını silikleştirmekti. Burke’e göre, toplum sözleşmecilerinde olduğu gibi kurgusal ya da daha az rastlansa da tarihi örnekler vererek devlet-öncesi bir dönemi varsaymak, gerçekte yüzyıllar boyunca oluşmuş halihazırdaki geleneği, toplumsal ve tarihsel gerçekleri, devlet aklını ve toplumsal bağları reddederek haklar aracılığıyla eşit politik güç edinmek anlamına geliyordu. Toplu Eserleri’nin VI. Cildinde, Burke devletin görevini, mülkiyeti koruyacak yasalar çıkarmak ve böylece mülkiyeti güvence altına almak olarak belirler. Özellikle Soruşturma adlı eserinde İskoç Aydınlanmacılarına benzer bir şekilde ama Aristotelesçi düşüncesini devam ettirerek insan zihninde ilk keşfettiği duygunun merak olduğunu ve merakın sonuçları itibarıyla iki temel duyguya; acı ve hazza yol açtığını öne sürer. Bu duyguların insanların kendini koruma ve ortaklık kurma tutkusuna yol açtığını belirtir. Bu ortaklık toplum sözleşmecilerinde olduğu gibi birleşerek bir devlet kuruluşuna götürmez. Ona göre, her toplum zorunlulukla estetik ve aşkın bir kavram olarak gördüğü yücenin (İng. sublime), -aslında- bilinmeyenin yarattığı dehşet duygusuyla kurulur ve kendi insanını yaratır. Kendini koruma duygusu adaletsizlik ve despotizme karşı asli bir güvence olarak ortaya çıkarken devlet bunun yüce bir temsili olarak mülkiyeti korumak için vardır. Burke için devlet her zaman vardır, devlet mülkiyeti koruduğu sürece de adalet sağlanmış olur. Burke’teki adalet kavramı bir hak olarak ortaya çıkmış değildir geleneksel kodlamaya sadık kalarak adaleti bir erdem ve ödev olarak ele alır. Ödev, meşru politik bir aristokratik ya da monarşik rejimin ilkelerine sadık kalmaktır.
Etkileri. Felsefi muhafazakarlığın kurucusudur. Adam Smith iktisat konusunda Burke’ün kendisiyle aynı düşüncede olan tek kişi olduğunu öne sürer. Felsefe tarihinde haklar ve toplum sözleşmesi söz konusu olduğunda Hume ve Bentham gibi muhafazakar bir konumda yer alsa bile her ikisinin yararcılığını da işlevsiz bulur.
Kaynakça
Burke, Edmund. Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma. Çeviren M. Barış Gümüşbaş. Ankara: BilgeSu Yayıncılık, 2008.
Burke, Edmund. Fransa’daki Devrim Üzerine Düşünceler. Çeviren Okan Arslan. Ankara: Kadim Yayınları, 2016.
Burke, Edmund. Doğal Toplumun Savunusu. Çev M. Murtaza Özeren. Çanakkale: Akademim Yayınları, 2025.
O’Gorman, Frank. Political Thinkers Edmund Burke: His Political Philosophy. Vol. II. Editör Geraint Parry. London ve New York: Routledge, 2004.
Stanlis, Peter J. Edmund Burke and the Natural Law. New Brunswick ve London: Transaction Publisher, 2003.
Strauss, Leo. Doğal Hak ve Tarih. Çevirenler Murat Erşen ve Petek Onur. İstanbul: Say Yayınları, 2011.
Yolsal Murteza, Eylem. “Burke’te Adaletin Muhafazası”. Kavramlar Tarihi Adalet içinde, Editörler Armağan Öztürk ve C. Cengiz Çevik. İstanbul: Doğu-Batı Yayınları, 2024.
Yazar : Eylem YOLSAL MURTEZA (Kırklareli Üniversite