din felsefesi

[Alm. Religionsphilosophie] [Fr. philosophie de la religion] [İng. philosophy of religion]

Genel tanım. “Din felsefesi” tamlamasındaki “din” sözcüğü bir felsefe yapma biçimini değil felsefe yapılan alanı tanımlar. Konusu itibarıyla dini kavramları içeren ve ele alan felsefeye “din felsefesi” denir. Din felsefesi, dinlerde bulunan inançların ve bu inançların uzantıları olan önermesel iddiaların doğruluk değerini konu edinir. Teolojiden farkı ise buradaki amacın zaten sahip olunan belli bir inancı gerekçelendirme yollarını aramak yerine mümkün ölçüde bağımsız olarak ortadaki iddiaların doğruluğunun araştırılmasıdır.

Tarihi. Din felsefesinin kökeni, konuları itibarıyla felsefenin başlangıcına kadar götürülebilir. Nitekim antik dönemde her ne kadar sistematik bir din bulunmasa da tanrılar ve ölüm sonrası hakkında tartışılmıştır. Tanrı’nın varlığı lehine Platon da Aristoteles de savlar ileri sürmüştür. Orta Çağ’da ise “doğal teoloji” adı altında din felsefesi konuları tartışılmıştır. Doğal teoloji, yalnızca aklın ışığında, herhangi bir vahye başvurmadan yapılan Tanrı’yı bilme faaliyeti olmuştur. Bu dönemde İbn Sina ve Thomas Aquinas gibi felsefeciler, Tanrı’nın varlığının salt akılla bilinebileceğini savunmuştur. Bunlarla birlikte bir terim olarak “din felsefesi” kullanımı oldukça yenidir. İlk olarak 1821 yılında, Berlin Üniversitesi’nde Hegel tarafından verilen Die Philosophie der Religion (din felsefesi) dersi ile literatüre girmiştir. Osmanlı’da ise ilk kullananlardan biri olan Memduh Süleyman, “felsefe-i edyan,” olarak 1909 yılında zikretmiştir. Türkiye’de de 1926 yılında Darülfünun’da din felsefesi adıyla Mustafa Şekip Tunç tarafından ders olarak okutulmuştur. Ülkemizde din felsefesinin müstakil bir anabilim dalı olması ise 1992 yılında, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde gerçekleşmiştir.

Konusu. Din felsefesinin başat konusu Tanrı’nın neliği ve varlığıdır. Tanrı’nın varlığı ve yokluğu lehine pek çok argüman geliştirilmiştir. Genel olarak kabul gören Tanrı tasavvuru; her şeyi bilen, her şeye gücü yeten ve mutlak anlamda iyi bir zati varlıktır. Söz konusu Tanrı’nın varlığı lehine argümanlar; ontolojik argüman, kozmolojik argüman, dini tecrübe argümanı, tasarım argümanı ve ahlak argümanı olarak sıralanabilecek iken Tanrı’nın yokluğu lehine argümanlar; kötülük problemi, ilahi gizlilik problemi, “tanrı” kavramının tutarlılığı olarak gösterilebilir. Felsefenin en geniş alt disiplinlerinden biri olan din felsefesi, Tanrı’nın evrenle ilişkisi üzerinden zaman felsefesiyle, ahiret hayatında kişisel kimliğin devamlılığı ve insan ruhunun gayri maddi bir töz olduğu iddiasından hareketle zihin felsefesiyle, ilahi buyrukların toplumdaki konumu tartışması üzerinden siyaset felsefesiyle ilişkilidir. Bunlara ek olarak din dili, peygamberlik, mucize, ahiret hayatının imkanı ve mahiyeti, Tanrı’nın bilgisinin neliği, inanç epistemolojisi gibi konular da din felsefesinin kapsam alanına girmektedir.

-Tanrı’nın varlığı lehine argümanlar

Ontolojik argüman. Aziz Anselmus tarafından geliştirilmiştir. Buna göre, tanrı kavramı kendisinden daha yücesi düşünülemeyen şeydir. En azından bu haliyle zihnimizde var olduğunu söyleyen Anselm, sadece zihnimizde olan bir varlığın gerçekte var olan bir varlıktan daha aşağı olacağını söyler. Böylece kendisinden daha yücesi düşünülemeyen varlık olarak Tanrı’nın dış dünyada da olması gerektiğini ileri sürmüştür. Kavramdan hareketle Tanrı’ya ulaşılan bu argüman diğer argümanların yanında farklı bir konuma sahiptir.

Kozmolojik argüman. Evrenin bir başlangıcı olduğu ve başlangıcı olan her şeyin de bir başlatıcısı olduğundan hareketle Tanrı’nın varlığına işaret etmektedir. Büyük Patlama teorisiyle birlikte bu argümanın etkisi artmış ve en popüler argümanlardan biri haline gelmiştir. Gazali’ye nispet edilen kelam versiyonu ve Leibniz’e dayandırılan modal versiyonu mevcuttur. Modal versiyonu, Leibniz’den yedi yüz sene önce yaşayan İbn Sina’nın imkân delili ile oldukça benzerdir. Buna göre, evrenin bir başlangıcı olmasa dahi mümkün bir varlık olması dolayısıyla zamansal olarak değilse de mantıksal olarak zorunlu bir varlık tarafından nedenlenmiş olmalıdır.

Tasarım argümanı. William Paley tarafından savunulmuştur. İslam geleneğinde “gaye/nizam delili” olarak bilinir. Bu argümana göre evrendeki düzen, bilhassa insanı ortaya çıkaran koşullar, hassas ayar yapmış bir düzenleyiciye işaret etmektedir.

Ahlak argümanı. William R. Sorley gibi isimler tarafından savunulan ahlak argümanına göre objektif ahlak ancak Tanrı otoritesiyle tesis edilebilmektedir. Dolayısıyla objektif ahlakın var olduğunu savunmak isteyen birisi öncelikle Tanrı’nın varlığını kabul etmelidir.

-Tanrı’nın yokluğu lehine argümanlar

Kötülük problemi. Kötülük dendiğinde özgür faillerden kaynaklanan ahlaki kötülükler ve deprem, sel, salgın gibi doğal yollarla gelişen doğal kötülükler kastedilmektedir. Kötülük probleminin mantıksal versiyonuna göre Tanrı ya güçsüz ya kötü ya da bilgisiz olmalıdır. Şayet bu üç nitelik de Tanrı’da bulunuyorsa dünyada kötülük olmamalıdır. Dünyada kötülük olduğuna göre Tanrı ya bu niteliklerin birinden yoksundur ya da yoktur. Problemin delilci versiyonuysa daha mütevazi bir şekilde mevcut durumda Tanrı’nın var olmamasının var olmasından daha muhtemel olduğunu savunmaktadır.

İlahi gizlilik problemi. Bu probleme göre ise Tanrı’nın var olduğu bir evrende Tanrı’yı samimi bir şekilde arayan makul ve masum bütün insanların Tanrı’yı bulabiliyor olması gerekir. Fakat masum ve makul inançsızlar var olduğuna göre Tanrı yoktur. Problemin kurucusu John L. Schellenberg’e göre bu problem de esasında kötülük probleminin özel bir çeşididir.

KAYNAKÇA

Kılıç, Recep. “Din Felsefesi.” Felsefe Ansiklopedisi içinde, 450-454. Editör Ahmet Cevizci. İstanbul: Ebabil Yayıncılık, 2006.

Meister, Chad. “Din Felsefesi.” Internet Encyclopedia of Philosophy. Çeviren A. Arif Adalar. https://mehmetbulgen.com/din-felsefesi/. Çevrimiçi 28 Aralık 2022.

Quinn, Philip L. “Philosophy of Religion.” The Cambridge Dictionary of Philosophy içinde, 696-700. Editör Robert Audi. Cambridge, U.K: Cambridge University Press, 1999.

Reçber, M. Sait. “Din Felsefesi.” Din Felsefesi içinde, 13-31. Editör M.S. Reçber ve R. Kılıç. Ankara: Grafiker Yayınları, 2016.

Yazar : Abdullah Arif ADALAR (Sakarya Üniversitesi)