Duns Scotus, Johannes
[Alm. Johannes Duns Scotus] [Fr. Jean Duns Scot] [İng. John Duns Scotus] [Lat. Ioannes Duns Scotus]
Yaşamı ve Eserleri. İskoçyalı Fransisken rahip, filozof ve teologdur. Thomas Aquinas ve Ockhamlı William ile dönemdaştır. Skolastik dönemin en hareketli zamanlarında yaşamıştır. Kesin doğum tarihi belli olmamakla birlikte yaklaşık olarak 1266 yılında İskoçya’da Duns’ta doğduğu düşünülmektedir. Oxford ve Paris’te eğitim görmüştür ve eğitimini tamamladıktan sonra çeşitli üniversitelerde ders vermiştir. 8 Kasım 1308 yılında vefat etmiştir.
Kısa ömrüne rağmen hem teoloji alanında hem de felsefe alanında pek çok eser kaleme almıştır. De Primo Principio, Quaestiones Quodlibetales, Ordinatio, Quaestiones super libros Metaphysicorum Aristotelis eserlerinden sadece bazılarıdır.
Felsefesi. Öncesinde Anselmus’ta görülen ontolojik Tanrı kanıtlaması ve Thomas Aquinas’ta görülen kozmolojik Tanrı kanıtlamaları iki farklı yaklaşım sergilemektedir. Ontolojik Tanrı kanıtlaması ile etki-neden ilişkisi bir yana bırakılırken, kozmolojik Tanrı kanıtlamalarında insan bilgisinin duyu ile başlaması temeline dayanan ve etkiden yola çıkan kanıtlamalar yapılmıştır. Duns Scotus ise iki yöntemi de eksik bulur ve kendisinden önce gelenlerden farklı bir şekilde Tanrı kanıtlaması yapmayı tercih eder. Etkiden yola çıkarak yapılan bu kanıtlamada başlangıç noktasını itiraz edilemeyecek bir gerçeklik olarak seçmeyi amaçlar. ‘Üretilmiş’ olmak, gerçeklikte görülen her varolan için geçerlidir. Bunu tartışılamaz bir nokta olarak gören Duns Scotus, her varolanın bir şekilde üretildiğini ifade eder. Dünya neden-etki ilişkisi bağlamında incelendiğinde, üretilmişler ve onları üretenler arasında özsel bir ilişki kurulduğunda, her etkinin bir nedeninin olduğu açıktır. Hiçbir etki kendisini üretemez ancak şüphesiz her etki bir neden tarafından üretilmiştir. Duns Scotus’a göre bu bir zorunluluktur. Mantıken üretilmişler arasındaki nedensellik ilişkisi sonsuza dek geriye götürülemez. Öyleyse kendisi üretilmemiş olan bir etkin neden olmalıdır ve o da ancak Tanrı olabilir. Üreten ile üretilen arasındaki özsel ilişkiye dayalı bu Tanrı kanıtlamasını birkaç eserinde farklı yaklaşımlarla tekrar tekrar ele almaktadır. Duns Scotus’un böyle bir Tanrı kanıtlaması tercih etmesinin altında hem etkisi duyu organları ile tecrübe edilebilir hem de metafiziksel bir zorunluluk ifade eden bir gerçeklikten bahsediyor olması yatmaktadır. Böylece Thomas Aquinas’ın ve Anselmus’un Tanrı kanıtlamalarından da oldukça farklılaşmaktadır.
Bilgi Anlayışı. Döneminde sıkça karşılaştığımız gibi Duns Scotus için de bilme süreci duyu ile başlar ve akıl ile devam eder. Aklı ikili bir yapı olarak ele alıyor gözükmektedir; etkin akıl ve edilgin akıl. Ancak Duns Scotus aklın gerçeklikte iki parçadan oluştuğunu ifade etmez, aksine tek bir akıl vardır ve etkin akıl ile edilgin akıl onun birbirinden farklı iki yetisidir. Bu yetiler sayesinde bireyden yola çıkılan bu süreçte aklın işlem yapacağı nesneye yani anlaşılabilir olana ulaşıp bireyden tümeli çıkarmak mümkündür.
Duns Scotus bilgiyi de iki açıdan değerlendirir; sezgisel ve soyutlayıcı. Sezgisel bilgi mevcut olan ve gerçeklikte bulunan şeyler ile ilgili iken, soyutlayıcı bilgi mevcut olanın soyutlanması ile elde edilir. Sezgisel bilgi şu an burada bulunan şeye ilişkin bilgidir, insana tikel olanın ne koşullarda, nasıl bir yapıda bulunduğunu ifade eder. Soyutlayıcı bilgi ise tümel olana ilişkindir, karmaşıktır, geneldir.
Duns Scotus, döneminde hala savunucuları olan ilahi aydınlanmayı reddettiği gibi skeptisizmi de reddeder. Ona göre dört alanda insan aklının kesin bilgiye ulaşması mümkündür: İlki ilk ilkelere ilişkin bilgilerdir. İkincisi fizik dünyaya ilişkin deneyime dayalı bilgilerdir. Üçüncüsü insanın kendisinin eylemleri ve zihinsel süreçleridir. Dördüncüsü ise şeylere ilişkin tekrarlanan duyu tecrübeleri sonucunda ulaşılan bilgilerdir.
Etik Anlayışı. Duns Scotus’a göre irade kendi kendini belirleyen bir güçtür, akıl iradeyi nedensel bir zorunluluk ile belirlemez veya irade aklın ona iyi olanı göstermesine ihtiyaç duymaz. Çünkü irade aklın iyi olarak sunduğu yargıları da kabul etme veya reddetme özgürlüğüne sahiptir. Ancak bu özgürlük iradenin akla olan ihtiyacını da ortadan kaldırmaz. Akıl iradeye bir nesne sunmadığı sürece irade neyi isteyeceğini veya neden kaçınacağını belirleyemez.
İnsanda iki eğilim bulunur; yarar eğilimi ve adalet eğilimi. Yarar, irade eden insanın kendi mutluluğunu ve çıkarını arzulamasıdır. Adalet ise kendinde iyi olana yönelir. Gerçek özgürlük ancak adil olana yönelmekle mümkündür. Ancak adil olana yönelen bir akıl ve irade ile insan ahlaklı seçimler yapabilir ve gerçek anlamda özgürleşebilir.
KAYNAKÇA
Çotuksöken, Betül; Babür, Saffet, Metinlerle Ortaçağda Felsefe, Bilgesu Yayıncılık, 2007.
Gilson, Etienne, Ortaçağ’da Felsefe, çev. Ayşe Meral, Doğu Batı Yayınları, 2021.
Kenny, Anthony, Batı Felsefesinin Yeni Tarihi 2. Cilt Ortaçağ Felsefesi, çev. Şeyma Yılmaz, Küre Yayınları, 2022.
Duns Scotus, Duns Scotus: Selected Writings on Ethics, Trans. By. Thomas Williams, Oxford University Press, 2017.
Duns Scotus: Philosophical Writings, Trans. By. Allan B. Walter, Hackett Publishing Company, 1987.
John Duns Scotus, God and Creatures, The Quodlibetal Questions, Trans. By. Allan B. Walter,Felix Alluntis, The Catholic University of America Press, 1975.
F. Didem ÇOBAN SARI
Yazar : F. Didem ÇOBAN SARI (İstanbul Üniversitesi)