eleştiri

[Yun. krinein, kritikē] [Lat. criticus] [Alm. Kritik] [İng. critique, criticism] [Fr. critique] [Es. T. tenkit]

1.(Kökeni ve Genel Tanımı): Bir konunun ya da yapıtın doğru ve yanlış yanlarını göstermek amacıyla yapılan inceleme işi anlamına gelen eleştiri, felsefede; bilginin dayanaklarını ve doğruluk durumunu inceleme, sınama, yanlış görülenleri belirtme, yargılama işi anlamına gelmektedir.  Eleştiri kavramının kökeninde; Latince eleştirmek, yargılamak anlamlarına gelen criticus, Yunanca; ayırmak, karar vermek anlamlarına gelen krinein ve hüküm verme anlamlarına gelen kritikḗ kelimeleri yer almaktadır. Eleştiri kavramı; Fransızca’da critique, Almanca’da; kritik, İngilizce’de critique sözcükleri ile ifade edilmektedir Ancak İngilizce’de felsefi eleştiri için daha çok critique sözcüğü tercih edilirken; sanat, edebiyat eleştirisi için criticism sözcüğü kullanılmaktadır. Arapça’da ise; gagaladı, iğneledi, söz dokundurdu anlamına gelen naḳada ( نَقَدَ( ve nakd kökünden türetilen tankīd ( تنقيد( kelimesi;  paralama, bir akçeyi daha ufak birimlerine ayırma anlamının yanı sıra bir konuyu ayrıntılarına varıncaya dek inceleme, geçerli-geçersiz yanlarını ayırma anlamlarına da gelmektedir.

2) (Tarihsel Gelişimi): Platon, Theaitetos diyaloğunda filozof için en önemli görevin hakikati, hakikat-olmayandan ayırmak olduğunu ifade ederken, Sokrates’in Savunması metninde ise yargı verme, ayırma, eleştiri ve ölçüt kavramları arasındaki ilişkileri ele almıştır. Platon’a göre yargıcın meziyeti, sözün biçiminin etkisinde kalmayarak doğru sözü yanlış sözden ayırabilmesidir. Aristoteles’e göre ise eleştiri (kritik), tüm vatandaşların adaletin aranması ve korunması sürecine katılarak politik kararların sorumluluğunu almaya çağrılmaları ile ilgilidir.  Onbeşinci ve onaltıncı yüzyılda, dilbilimcilerin metnin doğru ve yanlış çevirilerini ayırma becerileri için kullanılan eleştiri kavramının 1700lü yıllarda suçlama, hata bulma anlamları ön plana çıkmıştır.  Henry Fielding, 1752’de kaleme aldığı The Covent Garden Journal adlı eserinin Critic başlıklı bölümünde; kritik (eleştiri) kavramının artık, insan türünü tanımlamak için kullanılan homo sapiens kavramı kadar yaygın kullanılan bir kavram haline geldiğini ironik biçimde ifade etmektedir. Aynı dönemde Hobbes, geleneksel hukuk ve siyaset anlayışlarına getirdiği eleştiriler ve geliştirdiği sözleşme teorisi ile Eleştiri Çağı’nın önde gelen isimlerinden biri olmuştur. Doğa yasalarından hareketle ideal devletin oluşturulması için dinin ve toplumsal yapının eleştirisinin elzem olduğunu savunan Hobbes, Aristoteles metinlerini eleştirmeksizin referans alan üniversite sitemini de sorgular. Eleştiri Çağı’nın önemli isimlerinden olan Diderot ve D’Alembert ise Ansiklopedi’nin “eleştiri” maddesinde din ve bilim alanında yapılan iki eleştiri türüne dikkat çekmişlerdir. Diderot ve D’Alembert, eleştirinin; metinleri karşılaştırarak onlar arasında uzlaşma sağlamaya ve aklın kuşkularını gidermeye yönelik olarak yapılması gerektiğini belirtmişlerdir. Voltaire ise Felsefe Sözlüğü’nün “eleştiri” maddesinde eleştirmenin önyargılardan arınmış olmasının önemine dikkat çekmiştir.

Aydınlanma Felsefesi’nin temel kavramlarından biri olan eleştiri, on yedinci yüzyılda Locke ve Hume’un insanın anlama yetisine yönelik eleştirilerinden sonra Kant felsefesinde kapsamlı ve sistematik bir biçim kazanmıştır. Locke, a priori bilginin eleştirisinin yanı sıra bilginin kaynak ve sınırlarına dair rasyonalist geleneğin eleştirisini yapmış, Hume ise nedensellik ve din eleştirisi ile eleştiri geleneğine büyük katkıda bulunmuştur.  Pope’un Essay on Criticism’i başta olmak üzere Diderot ve Lessing’in eserleri de söz konusu eleştiri geleneğinin güçlenmesini sağlamıştır. Almanca’ya onsekizinci yüzyılda giren eleştiri (Kritik) kelimesinin ilk olarak sanat eleştirisi anlamında kullanıldığı bilinmektedir. Ancak on sekizinci yüzyıl, sanat eleştirisinin olduğu kadar ahlak-politika ayrımından beslenen politik eleştirinin de çağı olarak anılmaktadır.

Henry Home’un 1762’de yayımlanan Elements of Criticism başlıklı kitabından etkilendiği düşünülen Kant ise eleştiri kavramına ilk kez 1765-1766 kış dönemi derslerinin ilanında yer vermiştir. Kant, Saf Aklın Eleştirisi adlı eserinde eleştiri kavramını özel bir anlamda kullanmaktadır. Kant, eleştiri kavramı ile kitap ya da dizgelerin eleştirisini değil, deneyimden bağımsız çalışan aklın -saf aklın- işleyişinin eleştirisini yaparak bilginin sınırlarını olduğu kadar bir bilim olarak metafiziğin imkânını da belirlemeyi amaçlamıştır. Saf Aklın Eleştirisi, akla tüm görevleri içinde en zoru olan kendini bilme görevini üstlenmesi ve temelsiz savlarını bertaraf ederken haklı savlarını güvence altına alacak bir mahkeme kurması için çağrı niteliğindedir. Böylece her şeyin kendisine boyun eğmek zorunda olduğu Eleştiri Çağı’nda aklın, yalnızca özgür ve açık sınamaya dayanabilene gösterdiği dürüst saygıyı hak edebilecektir.

Alman İdealizmi ile birlikte eleştiri kavramı; öznenin kendi eylemleri aracılığıyla dünya ile kurduğu ilişkiyi (Fichte), varlığın kendini açığa çıkarma süreçlerini (Schelling), aklın kendini eleştirel biçimde açması olan bir tarih anlayışını (Hegel) ve tarihi değiştiren bir praxisi (Marks) ifade etmek için kullanılmıştır. Nietzsche’de ise eleştiri, değerlerin soy kütüğünü ve iktidar kurucu işlevini ortaya koymak anlamına gelirken, Heidegger’de Dasein’ın kendi varoluşunu açığa çıkaran ontolojik sorgulama olarak yorumlanmıştır. Hermeneutik gelenekte eleştiri; önyargıların ve tarihsel bilinç ufuklarının fark edilmesidir. Frankfurt Okulu’nda ise eleştiri; toplumdaki tahakküm biçimlerini görünür kılmak, rasyonelliğin araçsallaşmasını sorgulamak ve özgürlüğü engelleyen yapıların diyalektik çözümlenmesi anlamlarına gelmektedir. Postyapısalcılık ile birlikte eleştiri, iktidar söylemlerinin analizi (Foucault) ve kavramların yapıbozumu (Derrida) aracılığıyla, sınırların belirlenmesinden ziyade sınırların üretim süreçlerine odaklanmıştır.

KAYNAKÇA

Aristoteles. Felsefe Yapmaya Çağrı- Protreptikos, Çev: Ali Irgat, İstanbul: Afa Yayınları, 1996

Diderot & D’Alembert. Ansiklopedi ya da Bilimler, Sanatlar ve Zanaatlar Açıklamalı Sözlüğü, Çev. Selahaddin Hilav, İstanbul:Yapı Kredi Yayınları, 4.bs., 2018

Kant, Critique of Pure Reason, Çev: Paul Guyer – Allen W. Wood, New York: Cambridge University Press, 6.bs., 2005

Koselleck, Reinhart. Kavramların Tarihi, Politik ve Sosyal Dilin Semantiği ve Pragmatiği Üzerine Araştırmalar, Çev: Atilla Dirim, İstanbul: İletişim Yayınevi, 2009

Koselleck, Reinhart. Kritik ve Kriz -Burjuva Dünyanın Patolojik Gelişimi Üzerine Bir Katkı, Çev: Eylem Yolsal Murteza, İstanbul: Otonom Yayıncılık, 2008

Pehlivan, Ebru. Kant’ta Eleştiri ve Sınır Kavramları Üzerine Bir İnceleme, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe Anabilim Dalı, Danışman: Prof. Dr. Cengiz Çakmak, İstanbul, 2020

Pehlivan, Ebru. “Kriz ve Kritik Kavramları Bağlamında Kant’ta Bir Sınır Çizme Faaliyeti Olarak Eleştiri”, XIII. Mantık Çalıştayı Kı̇tabı: Her Yönüyle Eleştı̇rel Düşünce, Yayıma Hazırlayanlar: Şafak Ural, İbrahim Halis Çetres, Sevgican Akça, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayını, 2025

Valpy, Francis Edward Jackson. An Etymological Dictionary of the Latin Language, Londra: Baldwin and Co. Longman and Co. and G.B. Whittaker, 1828

Voltaire, Felsefe Sözlüğü (I.Cilt), Çev: Lûtfi Ay, İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları - Batı Klasikleri, 1995

Williams, Raymond, Keywords - A Vocabulary of Culture and Society, New York: Oxford University Press, 1985

Yazar : Ebru PEHLİVAN SARI (Dr.)