energeia

[Yun. Yzm. ενέργεια ]

Aristoteles tarafından icat edilmiş olan ve daha önce de kullanılan dunamis sözcüğüyle birlikte Aristoteles ontolojisinin merkezinde yer alan terim.

Energeia ve dunamis. Aristoteles felsefesinde hem hareketle hem varlıkla ilgili problemleri düşünmek için sık sık başvurulan bir kavram çifti meydana getirirler. Aristoteles özellikle Metafizik, IX’da (Theta’da) bu kavram çiftini ayrıntılı olarak ele alır, ama başka kitaplarında da fiziksel, psikolojik, biyolojik, etik, epistemolojik tartışmaları hep bu kavramları kullanarak yürütür.

Energeia, “fiil”, “bilfiillik”, “edim”, “edimsellik”, “işlerlik” olarak farklı şekillerde Türkçeye çevrilmektedir. Buna karşılık, dunamis de “kuvve”, “bilkuvvelik”, “güç”, “gücüllük”, “potansiyel” şeklinde Türkçeye çevrilir. Bu farklı çeviri tercihleri bile energeia ve dunamis kavramlarının Aristoteles düşüncesi çerçevesinde taşıdığı çokanlamlılığı kısmen yansıtmaktadır.

Energeia’nın Aristoteles’te ne anlama geldiğini görmek için iki farklı bağlamı birbirinden ayırmamız gerekir. Energeia hareket bağlamında bir potansiyelin açığa çıkması, gerçekleşmesi, somutluk kazanması sürecine, bir başka deyişle kuvveden fiile geçiş sürecine karşılık gelirken varlık bağlamında bu sürecin ürününe ya da sonucuna, edimsellik kazanmış, potansiyellerini gerçekleştirmiş varlığa karşılık gelir. Öte yandan, Aristoteles energeia’nın dunamis’ten önce geldiğini savunarak energeia kavramının hareket ve varlık bağlamlarında taşıdığı farklı anlamları birleştirir, edimselleşme sürecinin ancak edimsel varlığın önceliğini kabul ettiğimizde düşünülebilir ve anlaşılabilir olduğunu gösterir.

Hareket Bağlamında Energeia. Aristoteles’ten önce, filozoflar hareketi, değişimi, oluşu gözlemliyorlardı, ancak bunları açıklamakta, düşünülür kılmakta zorlanıyorlardı. Sokrates-öncesi düşünürlerin bir kısmı değişimin kaynağına kendisi değişmeyen bir ya da birden fazla unsur yerleştiriyor (su, apeiron, hava, ateş, dört öğe, atomlar vb.), değişimin sürekliliğini ve düzenliliğini bu unsurların kalıcılığına dayandırıyorlardı. Parmenides ve izleyicileri ise değişimin düşünceyle kavranamaz olmasından yola çıkarak değişimin varlığını inkar ediyorlar, varlığın değişmezliğini savunuyorlardı. Aristoteles değişimi ikincilleştiren ya da tümüyle reddeden bu yaklaşımlara karşı değişimi anlamayı sağlayacak bir kavramsal çerçeve oluşturmaya yönelmiş, energeia ve dunamis kavramlarını da bu çerçeveyi inşa etmek için kullanmıştır.

Aristoteles için, bir tohumun bitkiye dönüşmesi gibi biyolojik/doğal bir süreç de, bir evin inşası ya da bir hastanın doktor tarafından iyileştirilmesi gibi yapay bir süreç de, bilmediğimiz bir dili öğrenmemiz, sahip olmadığımız bir beceriyi kazanmamız gibi bilişsel bir süreç de ancak önceden varolan bir potansiyelin somutlaşmasıyla, edimselleşmesiyle açıklanabilir. Biyolojik gelişme süreciyle tohumda potansiyel halde bulunan bitki edimsel bitkiye dönüşür; inşa süreciyle tahta, taş ve kiremit parçalarında potansiyel olarak bulunan ev içinde oturulabilir edimsel eve dönüşür vb. Böylece bir yandan Parmenidesçilere karşı hareketin varlığı ve kavranabilirliği savunulmuş olur, diğer yandan doğa filozoflarına karşı, değişim sonucunda ortaya çıkan yeni şeyin ya da yeni durumun (bitki, ev, sağlık, beceri vb.) daha temel bileşenlere indirgenmesi engellenir.

Varlık Bağlamında Energeia. Ama Aristoteles düşüncesinde energeia sadece değişimi anlaşılır kılmayı sağlamaz, aynı zamanda bir varlık tarzına, bir varolma biçimine karşılık gelir. Varolan şeyler ya edimsel olarak varlardır ve ontolojik bir bağımsızlığa sahiptirler, ya da kuvve halinde, potansiyel olarak varlardır ve başka bir varlık tarafından taşınırlar. Aristoteles varlık bağlamında dunamis ve energeia’nın tanımlanamaz olduğunu kabul eder ve “her şeyin tanımını aramamak gerektiğini” vurgular. Bunlar ontolojinin temel kavramları oldukları için daha temel kavramlara dayandırılarak tanımlanamazlar. Ama Metafizik, IX, 6’da tanımların eksikliği örneklerle giderilir. Hermes heykeli tahtada kuvve halinde bulunmaktadır, çünkü tahta parçası heykeltıraşın çalışmasıyla Hermes heykeline dönüştürülebilir. Aynı şekilde, ev inşa eden ev inşa edebilende, uyanık olan uyuyanda kuvve halinde vardır, çünkü ev inşa etmesini bilen kişi gerekli malzemelere sahipse istediği zaman ev inşa etmeye başlayabilir, kendinde taşıdığı ev inşa etme gücünü edimselleştirebilir, uyuyan her an uyanabilir, uykudayken kullanmadığı yetilerini kullanmaya başlayabilir. Örnekler birbirlerinden çok farklı olsalar da energeia her durumda bir potansiyelin gerçekleştiği, somutluk kazandığı varlık tarzına karşılık gelir.

Energeia’nın Önceliği. Aristoteles Metafizik, IX, 8’de energeia’nın dunamis’ten önce geldiğini savunur ve bu önceliği üç farklı açıdan tartışır: 1) Energeia bilgi bakımından (ya da logos bakımından) dunamis’ten önce gelir, çünkü potansiyellerin bilgisi o potansiyellerin gerçekleşmiş hallerinin bilgisini varsayar. Görme gücünden ya da potansiyelinden söz edebilmem için görme ediminin ne olduğunu zaten biliyor olmam gerekir. Ev inşa etme gücünden göz edebilmem için ev inşa etmenin ne olduğunu zaten biliyor olmam gerekir. Energeia’nın bilgisine sahip olmaksızın dunamis’leri bilemem. 2) Energeia zamansal olarak bir açıdan dunamis’ten sonra gelse de başka bir açıdan yine ondan önce gelir. Elbette zamansal olarak tohum bitkiden, çocuk yetişkinden, öğrenme süreci bu sürecin sonunda kazanılan bilgiden önce gelmektedir. Ama potansiyel yetişkin olarak çocuk varlığını ebeveynlerine, potansiyel bitki olarak tohum varlığını edimsel bir bitkiye, öğrenme süreci varlığını bilgiye sahip olan öğretmene borçludur. Dolayısıyla zamansal olarak da energeia’nın dunamis karşısındaki önceliğinden söz edilebilir. 3) Energeia varlık bakımından (ousia ya da töz bakımından) dunamis’ten önce gelir, çünkü potansiyeller edimselleşmek için vardır. Çocuk yetişkin olmak için, öğrenme süreci bilgi kazanmak için vardır. Energeia’nın varlığı dunamis’in varlığını koşullar ve çeşitli değişim süreçlerine ereksel bir boyut kazandırır.

Aristoteles energeia’nın dunamis’ten önce geldiğini savunarak hareket ve varlık bağlamlarını birleştirmektedir. Hareket ya da değişim kuvveden fiile, gücüllükten edimselliğe doğru ilerleyen bir tamamlanma, gerçekleşme sürecidir ve bu sürece yönünü veren, hareketi rastlantısal bir yer değiştirme olmaktan çıkaran şey energeia’nın varlık bakımından daima dunamis’ten önce gelmesi, onu koşullamasıdır. Bir edimselleşme süreci olarak kavranan hareket bir varlık tarzı olarak edimselliğin önceliği sayesinde anlaşılır kılınmaktadır.

KAYNAKÇA

Beere, Jonathan. 2009. Doing and Being. An Interpretation of Aristotle’s Metaphysics Theta. Oxford: Oxford University Press.

Kosman, L. A. 2013. The Activity of Being. An Essay on Aristotle’s Ontology. Cambridge, MA: Harvard University Press.

Makin Stephen. 2006. Aristotle Metaphysics Book Theta (çeviri ve yorum). Oxford: Clarendon Press.

Witt, Charlotte. 2003. Ways of Being. Potentiality and Actuality in Aristotle’s Metaphysics. Ithaca, NY: Cornell University Press.

Yazar : Hakan YÜCEFER (MSGSÜ)