episteme
[Yun. ἐπιστήμη] [Alm. Episteme] [Fr. épistémè] [İng. episteme]
1.Genel Olarak. Episteme kavramı, genel olarak bilgi anlamında kullanılan Yunanca bir kavramdır. Fakat felsefede özellikle doğru ve kesin bilgi anlamında kullanıldığını hatırlamak gerekir. Episteme kavramı bilgiyi ele alan epistemoloji disiplinine de adını vermiştir. Epistemoloji kesin bilgi anlamına gelen episteme ve akıl, söz anlamlarına gelen logos kavramlarından oluşmuştur.
2.Felsefe Tarihinde. Platon öncesinde Ksenpohanes ve Parmenides’te karşımıza çıkan episteme kavramı gerçek bilgi manasına gelirken, duyulara dayanan değişken bilgi türünden ayrılmaktadır. Burada episteme kavramı, akılla kavranan değişmez bilgiye işaret etmekte ve Platon’un episteme-sanı ayrımına da zemin hazırlamaktadır.
2.1.Platon. Platon’da net bir şekilde karşımıza çıkan episteme ve doxa ayrımı keskin bir şekilde yapılmaktadır. Burada episteme anlamındaki kesin bilgi, sanı veya doxadan farklı olarak ortaya çıkar. Episteme, doxa kavramına karşıt olarak hakiki ve bilimsel bilgi anlamına gelmektedir. Ayrıca episteme, organize edilmiş bilgi, bilim ve pratiğe karşıt olarak teorik bilgi anlamlarını da içermektedir. Platon’dan önce doxa ve episteme arasında bir ayrım olduğu düşünülse de esas olarak Platon’un görüşlerinde bu ayrım kesin ve açık bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Platon, Menon diyaloğunda doğru sanı ve bilgi farkını ortaya koyarken; doğru sanıların da yaşadıkları kadar fayda sağladığını fakat uzun süre kalmadığını ve episteme kadar değerli olmadığını düşünür. Doğru sanılar bilgiye dönüşür ve ardından sağlamlaşırlar. Ancak episteme sanıdan daha değerlidir, çünkü ölümsüz ruhun akılla bildiği kesin olan bilgidir. Episteme, ideaların kesin bilgisini verirken değişmez ve kesin olmasıyla asıl ve gerçek bilgi olarak tanımlanmıştır. Yine Platon, mağara metaforu ve bölünmüş çizgi metaforuyla da kavranan ve görünen dünya ayrımı yapmakta ve görünen dünyaya ilişkin doxa, sanı bilgisi ile kavranan dünya olan idealarla ilgili episteme bilgisini kesin şekilde ayırmaktadır. Bir bakıma burada hem ontolojik hem de bu ontolojiye dayanarak epistemolojik bir ayrım karşımıza çıkmaktadır.
2.2.Aristoteles. Aristoteles ise episteme kavramına kendi varlık ve mantık görüşüne uygun olarak bakmış, epistemeyi nedenlerin bilgisi olarak ele almıştır ki bu da var olanların nedenleridir. Nedenlerin bilgisi epistemenin en yüksek çeşididir, bilgeliktir. Yani episteme, kanıtlanmış ve zorunlu bilgileri dile getirmektedir.
2.3.Michel Foucault. Felsefe tarihinde modern dönemde ise episteme kavramına önemli katkı sağlayan ve kavramı farklı anlamda kullanan düşünürlerden biri Michel Foucault’dur. O, episteme kavramını belli bir dönemdeki bilginin kurallarını ve koşullarını belirleyen tarihsel apriori anlamında kullanmaktadır. Her dönemin kendi bilgi şartları belirleyici olmaktadır. Ona göre episteme, belli bir tarihsel dönemde bilgi üretimini mümkün kılan, bilimsel olanla olmayanı ayıran yapılardır. Episteme belli bir dönemdeki bilimler arasındaki söylemsel düzenlilikleri belirleyen ilişkiler bütünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla episteme belirli bir çağın mümkün bilgilerinin koşullarını belirler. Foucault, epistemeyi temele alarak Rönesans (16. yüzyıl), klasik (17 ve 18. yüzyıl) ve modern (19. yüzyıldan itibaren) olmak üzere üç döneme ayırıp bunların her birinin de kendine ait epistemesi olduğunu düşünmektedir.
KAYNAKÇA
Peters, Francis E. Antik Yunan Felsefesi Terimleri Sözlüğü. Çeviren ve yayına hazırlayan Hakkı Hünler. İstanbul: Paradigma Yayınları, 2004.
Platon. “Menon”, Diyaloglar içinde, 149-188. İstanbul: Remzi Kitabevi, 2009.
Platon, Devlet, Çeviren Sabahattin Eyüboğlu. M. Ali Cimgöz, İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, 2013.
Foucault, Michel. Kelimeler ve Şeyler, Çeviren Mehmet Ali Kılıçbay, Ankara: İmge Kitabevi, 2001.
Yazar : Elife KILIÇ (Kırklareli Üniversitesi)