evrim

[Alm. Evolution ] [Fr. évolution ] [İng. evolution ] [Es. T. tekamül ]

Genel tanımı. Evrim, en genel anlamıyla, belirli bir popülasyondaki kalıtsal biyolojik özelliklerin nesiller boyunca oransal değişimidir. Bu değişim, çoğunlukla üreme yoluyla gerçekleşir ve kalıtılabilir özelliklerin dağılımında uzun vadeli farklılıklar yaratır. Evrim olgusunu açıklamaya yönelik çeşitli yaklaşımlar “evrim kuramları” olarak adlandırılır. Biyoloji alanında merkezi bir yere sahip olan evrim kuramları, aynı zamanda bilgi kuramı, etik ve doğa felsefesi gibi alanlarda da önemli yansımalar doğurmuş; insanın doğadaki yerini anlamaya çalışan felsefi geleneklerin merkezinde yer almıştır.

Tarihsel Arka Plan ve Darwin’in Evrim Kuramı. Canlıların türler arası dönüşüm geçirdiği fikri, Antik Yunan doğa filozoflarında dahi yer bulmuştur. Özellikle Anaksimandros ve Empedokles gibi düşünürler, doğadaki türlerin sabit değil, değişken olduğunu ve belirli süreçlerle dönüşüme uğradıklarını öne sürmüşlerdir. Ancak bu tür görüşler, sistematik bir biyolojik açıklamadan çok, kozmolojik tasarımlar içerisinde yer alır. Modern anlamıyla evrim kuramının gelişimi, Bacon’ın Novum Organum (1620) adlı eserinde ereksel neden anlayışına yönelttiği eleştirilerin etkisiyle birlikte, doğadaki düzenin mekanik ve nedensel ilkelerle açıklanabileceği görüşünün yerleşmeye başlamasıyla hız kazanmıştır.

Doğal seçilim yoluyla evrim kuramı, 19. yüzyılda Charles Darwin (1809–1882) ve Alfred Russel Wallace (1823–1913) tarafından birbirinden bağımsız olarak geliştirildi. Darwin, On the Origin of Species (Türlerin Kökeni, 1859) adlı eserinde evrim sürecini detaylı ve bütüncül biçimde açıklamış; türlerin başlangıçta sabit ve ayrı ayrı yaratılmış varlıklar olmadığını, çevresel koşullar altında geçirdikleri değişimlerle ortak atalardan evrildiklerini savunmuştur. Darwin’in temel gözlemlerinden biri, popülasyonlarda genellikle hayatta kalabilecek olandan daha fazla yavru doğduğu ve doğan bireyler arasında özellik bakımından çeşitlilik bulunduğudur. Bu farklılıklar, bireylerin hayatta kalma ve üreme başarılarını doğrudan etkiler. Çevreye daha iyi uyum sağlayan bireylerin özellikleri sonraki nesillere daha sık aktarılır. Bu süreç, zaman içinde popülasyonun genetik yapısını değiştirir.

Darwinci açıklama üç temel ilkeye dayanır: kalıtım, çeşitlenme ve seçilim. Bu üç ilke altında ele alınan biyolojik mekanizma evrimsel sürecin dinamik temelini oluşturur.

Mendel ve Kalıtımın Mekanizması. Darwin’in yaşadığı dönemde kalıtımın biyolojik temelleri henüz bilinmiyordu. Bu konuda ilk sistematik açıklamalar Avusturyalı rahip ve bilim insanı Gregor Mendel’in (1822–1884) bezelyeler üzerinde yaptığı deneylerle ortaya çıktı. 20. yüzyılda Mendel genetiği ile Darwin’in doğal seçilim kuramı birleştirilerek Modern Sentez kuramı ortaya kondu.

Mendel, belirli özelliklerin belirli kurallarla kuşaktan kuşağa aktarıldığını ve bu süreçte bazı özelliklerin baskın, bazılarının çekinik olduğunu gözlemledi. Mendel’in ortaya koyduğu kalıtım ilkeleri, daha sonra genetik biliminin temellerini oluşturdu. Buna göre her bir özellik, organizmanın genomunda yer alan belirli bir gen tarafından kontrol edilir ve bu genler birbirlerinden bağımsız olarak işlev görür.

Çeşitlenme. Popülasyon içinde bireysel farklılıkların oluşması yani çeşitlenme, evrimin zorunlu ön koşuludur. Çeşitlenmenin en önemli yolları arasında mutasyon, gen akışı ve parça değişimi yer alır. Mutasyon, DNA diziliminde rastlantısal ya da dışsal etkenlerle ortaya çıkan değişikliklerdir. Mutasyonlar, bireysel düzeyde değil, nesiller boyunca birikerek popülasyon düzeyinde etkili olur. Gen akışı, farklı popülasyonlar arasında gerçekleşen üreme yoluyla genetik materyalin paylaşılmasıdır. Bu süreç, tür içi genetik çeşitliliği artırır. Parça değişimi (crossing-over), eşeyli üreyen canlılarda üreme hücrelerinin üretimi sırasında homolog kromozomlar arasında gerçekleşen genetik materyal değişimidir. Bu durum, yeni özellikler yaratmasa da mevcut özelliklerin yeni kombinasyonlarını doğurur.

Seçilim Türleri. Seçilim, bireylerin kalıtsal özelliklerine göre üreme başarısında farklılık göstermesi anlamına gelir. Evrimsel süreçte çeşitli seçilim türleri etkilidir. Doğal seçilim, belirli özelliklerin çevre koşullarına daha uygun olması nedeniyle daha yaygın hale gelmesi sürecidir. Cinsel seçilim, eşeyli üreyen türlerde, bazı bireylerin üreme başarısının eş seçimi yoluyla artmasıdır. Cinsel seçilim, gösterişli tüyler, ses çıkarma biçimleri veya diğer davranışsal özellikler aracılığıyla gerçekleşebilir. Akraba seçilimi, bireylerin genetik olarak yakın oldukları akrabalarının hayatta kalma ve üreme şansını artırıcı davranışlar sergilemeleriyle, dolaylı gen aktarımına katkı sağlamasıdır. Yapay seçilim ise insanlar tarafından bilinçli olarak yapılan seçilimdir. Evcil hayvan ırklarının ve tarım ürünlerinin ıslahında bu mekanizma kullanılır. Bu seçilim türleri, evrimsel değişimlerin yönünü belirlemede birlikte veya ayrı ayrı etkili olabilir.

Felsefi Boyutlar. Evrim kuramı yalnızca biyolojik bir açıklama olarak kalmamıştır, aynı zamanda metafizik, etik ve bilgi kuramı gibi felsefi alanlarda önemli tartışmalara yol açmıştır.

Evrim, türlerin sabit ve özsel varlıklar olmadığını, aksine değişken ve geçici yapılar olduklarını gösterir. Bu durum, Aristotelesçi özcülük anlayışına karşı bir meydan okumadır. Evrimsel bakış açısına göre türler, belirli bir özle tanımlanamaz; onlar, sürekli dönüşüm hâlindeki popülasyonlar bütünüdür. Bu nedenle "doğal türler"in ontolojik statüsü felsefi olarak tartışmalı hale getirir.

Evrim kuramına dayanarak iş birliği, fedakârlık, adalet gibi ahlaki davranışların evrimsel kökenleri de açıklanmaya çalışır. Evrimsel etik, bu tür davranışların biyolojik evrim sonucunda ortaya çıktığını savunur. Örneğin, akraba seçilimi özgecil davranışları, karşılıklılık ilkesi ise güveni açıklayabilir. Ancak bu yaklaşım, doğalcı yanılgı (naturalistic fallacy) eleştirisini de gündeme getirir: "olgu"dan "değer" çıkarmak mantıksal olarak geçersizdir. Bir davranışın evrimsel bir kökeni olması, onun ahlaken doğru olduğunu göstermez.

Darwinci evrim anlayışı, doğadaki amaçlılık izlenimini teleonomi kavramı altında yeniden yorumlar. Geleneksel olarak göz, kanat gibi yapılar bilinçli bir tasarımın ürünü olarak görülürken, evrim kuramı bu yapıların yönsüz ve seçilim odaklı süreçlerle şekillendiğini öne sürer. Bu, doğanın nihai amaçlarla değil, işlevsel uyumla açıklanabileceğini savunan bir yaklaşımdır. Bu bağlamda, "Akıllı Tasarım" gibi güncel argümanlar, evrimsel açıklamaların karşısında teleolojik bir bakışı savunur; ancak bilimsel topluluk içinde bu görüşler yaygın kabul görmemektedir.

KAYNAKÇA

Rosenberg, Alex & McShea, Daniel W. Philosophy of Biology: A Contemporary Introduction. Abingdon: Routledge, 2007.

Skybreak, Ardea. Evrim Bilimi ve Yaradılış Efsanesi. Çevirmen Betül Çelik. İstanbul: Yordam Kitap, 2013.

 

Yazar : Ömer Osman SARI (Kırklareli Üniversitesi)