Hint felsefesi

[Alm. indische Philosophie] [Fr. philosophie indienne] [İng. Indian philosophy]

Tarihin en eski dönemlerinden itibaren Hint toplumunda şekillenen düşünce sistemleri, dini geleneklerin, ritüellerin ve çok katmanlı inanç yapılarının etkisi altında gelişmiştir. Hint felsefesi de insanın uykudan uyanıklığa, rüyadan derin tefekküre uzanan tüm bilinç hâllerini kapsayan bir gerçeklik anlayışı üzerine kuruludur. Bu kültürel bağ, Hint felsefesinin Batı’daki soyut ve kavramsal akıl yürütme geleneğinden farklı bir nitelik kazanmasına neden olmuştur. Hint düşüncesinde bilgi, akli çözümlemelerin yanı sıra kişisel deneyim, sezgisel kavrayış ve içsel farkındalıkla tamamlanır. Bu yaklaşım, Hint felsefesini hem entelektüel hem de ruhsal boyutları olan bir arayış hâline getirir. Antik kaynaklarda vurgulandığı üzere, bu arayışın temelinde insanın acı, cehalet ve varoluşsal sıkıntılardan kurtulma amacı bulunur. Hint düşüncesinin yönelimini belirleyen Moksha inancı, felsefi araştırmanın nihai hedefi olarak kabul edilir. Hint felsefesinin özgünlüğü, geniş bir kozmolojik tasavvur ile çok biçimli tanrı anlayışının felsefi çözümlemelerle iç içe geçmesinden kaynaklanır. İnanç, ritüel uygulamalar ve metafizik sorgulama birbirini tamamlar; böylece düşünce sistemi hem kuramsal bir çerçeve hem de yaşamı dönüştürme bilgeliği niteliği taşır. Bu özellikler, Hint felsefesini teorik bir disiplin olmaktan çıkararak dini, etik ve varoluşsal yönleri güçlü, bir düşünce geleneği hâline getirir. Kutsal metinler -Vedalar, Upanishadlar, Bhagavadgītā ve diğer klasik eserler- hem dinî öğretinin hem de felsefi sorgulamanın temel kaynaklarını oluşturur. Tanrı, ruh (ātman), doğa (prakṛti) ve evren üzerine geliştirilen yaklaşımlar, bu metinlerde metafizik ve etik bağlamıyla birlikte ele alınır. Hint felsefesi, gerçeğin duyularla algılanmasının yanı sıra değişen ve değişmeyen, geçici ve kalıcı, olmak ve oluş (İng. being-becoming) gibi iki yönlü yapıyı da birlikte açıklamayı amaçlar. Bu çift kutuplu yaklaşım, geleneğin hem mistik hem akli yönünü ortaya çıkarır. Felsefi bir görüş ne yalnızca maddi olguları yüceltmeli ne de deneyimin gerçekliğini tamamen göz ardı eden idealist bir yaklaşıma indirgenmelidir. Hint sistemlerinin çoğu, bu iki yönü uyum içinde birleştirmeye çalışmıştır. Bu çerçevede Hint felsefesinde bilgi, inanç ve eylem -cñāna, bhakti ve karma- insanın içsel dönüşümünü mümkün kılan üç temel yol olarak görülür. Bu yollar hem dini hem felsefi olanın iç içe geçtiği bütüncül bir yaşam anlayışının temel taşlarını oluşturur.

Hindistan’da Felsefe Ekolleri. Hindistan’daki felsefe ekolleri temelde iki ana gruba ayrılır.

1. Nāstika-Veda Otoritesini Reddeden Ekoller

Nāstika olarak adlandırılan felsefi gelenekler, Veda otoritesini temel kabul eden düşünce çizgisinin dışında yer alır ve öğretilerini Vedik geleneğe bağlı olmaksızın geliştirirler. Bu gruba dâhil edilen başlıca ekoller arasında Çārvāka/Lokāyata, Buddhist düşünce okulu ve Caynacı (Caina) gelenek bulunmaktadır.

2. Āstika-Veda Otoritesini Reddetmeyen Ekoller

Bu gruptaki ekoller Vedaların otoritesini kabul eder. Āstika ekolleri kendi içinde ikiye ayrılır:

   a. Vedik Metinlere Doğrudan Dayanan Ekoller. Bu ekoller öğretilerinin temel kaynağı olarak Vedik metinleri alırlar. Vedaların ritüel yönünü vurgulayan okul, Mīmāṃsā’dır ve Vedaların metafizik yönünü vurgulayan okul ise Vedānta’dır.

   b. Bağımsız Temellere Dayanan Ekoller. Bu ekoller Vedaları otorite olarak kabul etmekle birlikte kendi felsefelerini bağımsız kavramsal temeller üzerine inşa ederler. Başlıca bağımsız Āstika ekolleri; Sāṃkhya, Yoga, Nyāya ve Vaişeshika’dır. Bu altılı sistem, zamanla birbirleriyle etkileşim içinde gelişmiş, bazıları birbirini tamamlayan ikililer hâlinde değerlendirilmiştir; Nyāya-Vaişeshika, Sāṃkhya-Yoga ve Mīmāṃsā-Vedānta. Altılı Āstika sistemi (Şaddarshana), birbirinden farklı konulara yönelse de ortak amaç bilgi, disiplin ve kurtuluş (cñāna-yoga-moksha) üçlüsünü açıklamaktır. Bu sistemlerin her biri, dini inanç yapısı içinde gelişmiş, ancak zamanla bağımsız felsefi derinliğe kavuşmuştur. Hint felsefesi, bu yönüyle hem kutsal metinlere dayalı hem de akıl yürütmeye açık bir düşünce geleneği oluşturur.

KAYNAKÇA

Bernard, T. (1999). Hindu Philosophy. Delhi: Motilal Banarsidass Publishers

Chatterjee, S., Datta, D. (2016). An Introduction to Indian Philosophy. Delhi: Motilal Banarsidass Publishers.

Hiriyanna, M. (2015). The Essentials of Indian Philosophy. Delhi: Motilal Banarsidass Publishers.

Kaya, K. (2016). Hint Felsefesinin Temelleri. Ankara: Doğu-Batı Yayınları.

Yazar : Esra BÜYÜKBAHÇECİ (Ankara Üniversitesi)