insan

[Alm. Mensch] [Fr. homme ] [İng. human ; man ] [Lat. homo] [Yun. ánthropos (ἄνθρωπος)]

Bilimsel anlamda insan, canlılar sınıfının en gelişmiş hayvan türü olarak tanımlanmaktadır. Buna göre insan, iri beyinli Primatlardan, yaklaşık 50 milyon yıllık oldukça uzun denebilecek bir zaman zarfında, evrilerek bugünkü haline dönüşmüştür. Primatlar ile günümüzdeki insan türü arasında Antropoid, Hominoid (insansı maymun), Australopithecus, Homo Habilis (becerikli insan), Homo Erectus (dik insan), Homo Heidelbergensis, Homo Neanderthalensis ve Denisova Hominins adı verilen ara, insansı türler yer almaktadır. Yaklaşık 15 bin yıl önce ortaya çıkan ve günümüzde varlığını sürdüren modern insan ise Homo Sapiens olarak adlandırılmaktadır. Dolayısıyla Primatlardan Homo Sapiens türüne kadar geçen uzun zaman diliminde insan birçok biyolojik evrim safhasından geçmiştir. Söz konusu uzun süreçte C. Darwin’in üzerinde durduğu doğal seçilim (natural selection) evrimde başat rolü oynamıştır ve bu süreç sona ermiş değildir. Bununla birlikte tarihsel süreç içinde dönüşen insanın aklı/bilinci geliştikçe doğal içgüdüleri zaman içinde zayıflamıştır. Modern insan, bahsi geçen ara türler gibi doğal, içgüdüsel yetilere sahip bir varlık değildir, bilakis bir kültür varlığına dönüşmüştür. Buna göre kültürü insanın (Homo Sapiens) yeni doğası olarak tanımlamak gerekmektedir. Eski türlere göre doğallığı zayıflayan Homo Sapiensler, bir arada yaşayabilmek için belli normlara gereksinim duymuşlardır. Bu normlar, insanların toplum halinde yaşamasını olanaklı kılan ahlak ve hukuk prensipleridir.

Diğer taraftan psikoloji biliminin verilerine göre insanı tanımanın çeşitli zorlukları söz konusudur. İnsanların kendi türlerini ve kendilerini tanımak konusunda yeteri kadar bilgilerinin olmadığı ifade edilmektedir. Sürekli gelişen psikoloji ekolleri, söz konusu eksikliği gidermeyi amaçlamaktadır. Semavi dinlerde ise insan, Tanrı’nın yarattığı bir canlı olarak kabul edilmektedir. Yaratılmış bir varlık olduğundan dolayı insanın dünyadaki temel görevi Tanrı’ya karşı kulluk görevini yerine getirmektir.

Felsefede insan konusunun filozofların ele aldığı temel konuların başında geldiği görülmektedir. Çünkü doğrudan ya da dolaylı olarak filozofun anlamaya çalıştığı varlık insandır. Bu çerçevede tek ve yeknesak bir insan görüşünden ziyade, değişik dönemlerde, farklı düşünürler tarafından farklı düşünceler ileri sürülmüştür.

a. (İlkçağ Felsefesinde) Sofistler insanla ilgili subjektif/öznel görüşler ileri sürmüşlerdir. İnsan ve yapıp etmeleri kültürel bir inşaya dayandığından genel geçer ilkelerden söz edilemez. Sofistlerin aksine Sokrates ve Platon, nesnel bir insan anlayışının mümkün olabileceğini iddia etmişlerdir. İnsanı erdem (arete) bağlamında ele alarak ahlaki anlamda tekamülün (eudaimonia) imkanını göstermeye çalışmışlardır. Söz konusu geleneği sürdüren Aristoteles, insan aklı ve ahlak arasında bir ilişkisellik olduğunu ileri sürmüştür. Akıl ve ahlak ilişkisi kurulduğunda insan doğru kararlar verebilecektir. Aristoteles’in phronesis olarak ifade ettiği bu düşünce, “aklı selim” anlamına gelmektedir. Orta Çağ Felsefesi döneminde ise insan, genellikle Tanrı’nın yarattığı kul olarak tanımlanmıştır.

b. (Yeniçağ Felsefesinde) Bu dönemde insan Orta Çağ döneminden farklı olarak güçlü ve doğanın hâkimi bir varlık olarak ele alınmıştır. İnsanı bu çerçevede tanımlayanların başında Francis Bacon gelmektedir. Descartes ise insanın düşünen ben (cogito) sayesinde yüksek seviyede bilgilere ulaşabileceğini savunmuştur. Bu gelenek içinde Spinoza, semavi dinlerin kabullerini eleştirerek, insanı kendi doğası üzerinden anlamaya ve tanımlamaya çalışmıştır. Aynı zamanda insanı kendine ait bir doğa/öz bağlamında ele almaya çalışan anlayışlar Yeniçağda yaygınlaşmıştır. Bunun yanında doğa ve kültür ilişkisine dair tartışmalar ortaya çıkmıştır. XIX. yüzyıla gelindiğinde Marx, insanın doğayı dönüştürürken kendini de dönüştüren bir varlık olduğunu iddia etmiştir.

c. (Çağdaş Felsefede) İnsan konusunda çağdaş felsefede yeni sentez ve oluşumlar ortaya çıkmıştır. Söz gelimi Varoluşçuluk, Yeni Ontoloji, Posthümanizm, Transhümanizm gibi akımlar, insanı yeni baştan tanımlamaya ihtiyaç olduğunu savunmuşlardır. İnsan adına bu dönemdeki önemli gelişmelerin başında Max Scheler’in öncülüğünde insan felsefesinin bağımsız bir disiplin olarak literatürde yer almaya başlaması gelir. Böylelikle insanın bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması amaçlanmıştır. Yine XX. yüzyılda Nicolai Hartmann, insan bilincini dış dünyadan ayrıştırmanın mümkün olamayacağını savunarak, geleneksel metafizik ve idealist düşünceleri eleştirmiştir.

Felsefe tarihi incelendiğinde insanın “akıllı hayvan”, “ahlak varlığı”, “kendine ait doğası olan varlık”, “yaratılmış ya da sudur etmiş varlık”, “kültür varlığı” vb. tanımlamalar çerçevesinde ele alındığı görülmektedir. XX. yüzyılla birlikte insan felsefesi (felsefi antropoloji) adlı bağımsız bir disiplin ortaya çıkmıştır. Böylelikle insanın dolaylama ya da tek bir özellik üzerinden değil, bütüncül bir bakış açısıyla analiz edilmesi önem kazanmaya başlamıştır. Görüleceği üzere felsefenin en önemli konularının başında “insanı anlamak” sorunu yer almaktadır. Bununla birlikte insanın, bilimin, dinin, felsefenin ve sanatın ele aldığı temel sorunsal olduğu bilinmektedir. İnsan bir taraftan anlaşılmaya çalışılan bir varlık olmakla birlikte, diğer taraftan değişen ve dönüşen bir varlıktır. Özellikle çağımızda teknolojik ve dijital gelişmelerin önemli ölçüde etkisi altında kalan bir varlıktır.

KAYNAKÇA

Aristoteles, Nikomakhos’a Etik, Çev. Furkan Akderin, İstanbul: Say Yayınları, 2022.

Adler, Alfred, İnsanı Tanıma Sanatı, Çev. Kamuran Şipal, İstanbul: Say Yayınları, 1997.

Bacon, Francis, Novum Organum, Çev. Sema Önal, İstanbul: Say Yayınları, 2012.

Canatan, Kadir, İnsan Felsefesi, İstanbul: Beyan Yayınları, 2018.

Darwin, Charles, İnsanın Türeyişi, Çev. Bahar Kılıç, İstanbul: Alfa Yayınları, 2022.

de Chardin, Teilhard, İnsanın Tabiattaki Yeri, Çev. H. Hüsrev Hatemi, İstanbul: İşaret Yayınları 1990.

Geçtan, Engin, İnsanı Tanıma Sanatı, İstanbul: Metis Yayınları, 2017.

Göçmen, Doğan, Modern Felsefe Tarihsel Anlamı, Güncel Mirası Adam Smith, Hegel ve Marx, İstanbul: Vivo Yayınları, 2015.

Gökalp, Nurten, İnsan Felsefesi, Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık, 2014.

Günay, Mustafa, Felsefe Tarihinde İnsan Sorunu, İzmir: İlya Basım Yayın, 2003.

Hartmann, Nicolai, Ontolojinin Işığında Bilgi, Die Erkenntnis im Lichte der Ontologie, Çev. Harun Tepe, Ankara: Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları, 2010.

Özcan, Muttalip, İnsan Felsefesi, Ankara: BilgeSu Yayıncılık, 2016.

Palmer, Douglas, Barrett, Peter, Evrim Atlası, Çev. Çağlar Sunay, Muzaffer Özgüleş, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2010.

Scheler, Max, İnsanın Kosmostaki Yeri, Çev. Harun Tepe, Ankara: BilgeSu Yayıncılık, 2020.

Spinoza, Etika, Çev. Hilmi Ziya Ülken, Ankara: Dost Kitabevi, 2020.

Wein, Hermann, Felsefi Antropoloji, Çev. İsmail Tunalı, Ankara: Fol Kitap, 2019.

Yeşilçayır, Celal, İnsan - Felsefi Bir Analiz, İstanbul: Say Yayınları, 2024.

Yazar : Celal YEŞİLÇAYIR (Giresun Üniversitesi)