Machiavelli, Niccoló

Yaşamı ve eserleri. Niccolò Machiavelli (1469-1527), İtalyan politik düşünür, diplomat ve yazar olup, politik modernlik açısından bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Floransa Cumhuriyeti’nde önemli görevler üstlenmiş, ancak Medicilerin kente dönmesiyle cumhuriyet yönetiminin sona ermesi üzerine aktif politik kariyeri son bulmuştur. Medici karşıtı bir komplo girişimine katıldığı şüphesiyle işkence görmüş, kısa süre sonra San Casciano dei Bagni adlı köye sürgüne gönderilmiştir.  

Machiavelli, politik öğretisini iki ana kitapta sunmuştur: Prens (1513) ve Titus Livius’un İlk On Kitabı Üzerine Söylevler (1513-1520). Diğer önemli eserleri arasında Savaş Sanatı (1521) ve Floransa Tarihi yer alır. Ayrıca, Adamotu adlı bir komedi de yazmıştır.

Düşüncesi. Machiavelli, daha önce kimsenin geçmediği bir yola girdiğini ve yeni usuller ile düzenler keşfettiğini ileri sürer. Politik felsefesinin temel ilkesi, şeylerin tahayyül edilen hallerinden ziyade somut ve fiilî hakikatin (verità effettuale) kavranmasıdır. Geleneksel yaklaşım, insanların nasıl yaşaması gerektiği üzerine yoğunlaşmış, bu da gerçekte var olmayan hayali cumhuriyetler veya prenslikler tanımlamalarına yol açmıştır. Machiavelli bu yönüyle politik olanı ahlaki ve teolojik saiklerle açıklama çabalarının yetersizliğini ortaya koyar. Bu anlamda Machiavelli’nin realizmi normatif çıkarımları geri plana itmekte; başka deyişle olması gereken yerine olan’ı kavramaya yönelmektedir.

 Klasik politik yaklaşımlar ideal yönetim biçimlerini tartışırken, Machiavelli, Platon ve Aristoteles gibi düşünürlere neredeyse tamamen sessiz kalır. Klasik düşünürler bölünmeyi (discordia/divisione) ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görürken, Machiavelli toplumsal bölünmeye kurucu ve dönüştürücü bir değer atfeder. Çatışma, politik felsefe açısından indirgenemez bir unsur ve kurucu koşuldur. İyi yasalar, özgürlüğün politik düzenin temeline oturması ve görkemli kentler, çatışma ve uyuşmazlıktan doğmaktadır. Yasa ve bölünme sürekli olarak birbirlerini etkiler; uyuşmazlık ve çatışma yasaları üretirken, yasalar da bu ilişkiye biçim verir. Özgürlük, yasalı ve cumhuriyetçi yaşam tarzıyla halkın politik eylemiyle ilişkilidir. Özgürlük, bir halkın hükmedilmemeyi arzulamasından kaynaklanır. Bu nedenle, özgürlüğün korunması soyluların değil, halkın eline bırakılmalıdır.  Machiavelli’nin iktidar anlayışı, politik gerçekçilik temelinde, iktidarın edinilmesi, sürdürülmesi ve doğası hakkında geleneksel ahlaki kaygıları bir kenara bırakan keskin gözlemler sunar. İktidar genellikle hileyle veya zor kullanarak elde edilir. Yöneticinin iktidarı, korku salarken nefret ettirmemeyi becermesiyle ilintilidir. İktidar için en sağlam temel halkın desteğidir; bu nedenle halka zulmetmemeye ve onlarla arasındaki dostluğu korumaya bakmalıdır.

Güç, Virtù kavramıyla yakından ilişkilidir: Virtù somut durumun düzenlenmesine etki edebilme kapasitesine verilen ad olarak karşımıza çıkar. Machiavelli’nin gözünden Fortuna (Talih), Virtù’nun etkili bir şekilde yakalayabileceği ve böylece domine edebileceği bir Fırsat (occasione) olarak yeniden yorumlanır. Zorunluluk (necessità), politik eylemin temel taşıdır ve yöneticinin Virtù’sünün olayların gelişimini belirlemek üzere mücadele ettiği bir zemin sunar. Virtù ancak bir fırsatla ilişkili olduğu zaman ölçülebilirdir; eğer Virtù hazırlıklıysa ve fırsat yakalanmışsa, her eylem güç dahilindedir. Dünya olayları değişken ve kontrol edilemez olduğundan, Virtù, olayların çok yönlü çeşitliliğine ayak uydurma, onları takip etme ve etkin bir şekilde onlara uyma kapasitesi olarak uygulanır.

Cumhuriyet, Machiavelli’ye göre ortak iyinin gözetildiği yönetim biçimidir. Machiavelli, cumhuriyetleri prensliklerden üstün görür. Roma Cumhuriyeti modeli, Sparta ve Venedik gibi barışçıl ve istikrarlı cumhuriyetlere karşı tercih edilir. Bunun nedeni, Roma’nın halk ve soylular arasındaki çatışmadan iyi yasalar ve büyük güç üretmiş olmasıdır. Cumhuriyetler, farklı doğalara sahip insanlardan oluştuğu için devir değişikliklerine daha iyi ayak uydurabilir. Özgürlük ve güç, düzen ve çatışmanın iç içe geçtiği Roma modeli, iki uç nokta arasında orta bir yol bulmanın mümkün olmamasından dolayı takip edilmesi gereken tek seçenektir.

Machiavelli, savaş fenomenine kökensel bir bakış açısı sunar. Savaş, politik birliğin oluş ve bozuluşunun bir imkanıdır. Savaş, politik birlikler arası bir şiddet ilişkisi olarak beliren özel bir politik fenomendir, rastgele şiddet değildir. “Savaş eğer zorunluysa haklıdır.” Machiavelli’ye göre, bir politik birlik “barışı sevmeli ve savaşmayı bilmelidir.” Zira, barışın kendisi tembelliğe ve miskinleşmeye yol açarak politik kötülüğe dönüşebilir, oysa korku ve savaş politik bedeni zinde tutan bir güçtür.

Machiavelli, modern ve çağdaş politik düşüncenin dönüşümü için zorunlu bir uğraktır. Onun düşüncesi, politik felsefe tartışmaları ve çağdaş politik felsefe için düşünme zeminleri yaratmaktadır. Özellikle toplumsal bölünme, güncel politik antinomiler, demokrasinin krizleri, kurucu eylem, kurucu iktidar gibi tartışmalarda önemli bir figür olarak karşımıza çıkmaktadır.

KAYNAKÇA

Kardeş, M. Ertan. “Machiavelli: Barışı Sevmek ve Savaşmayı Bilmek”. FLSF Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi, sayı 24 (2017): 337-352.

Machiavelli, Niccolo. The Prince. Çeviren Harvey C. Mansfield, 2. Baskı. Chicago: The University of Chicago Press, 1998.

Machiavelli, Niccolo. Titus Livius’un İlk On Kitabı Üzerine Söylevler. Çeviren Alev Tolga. İstanbul: Say Yayınları, 2009.

Mansfield, Harvey C. Machiavelli’s Virtue. Chicago: The University of Chicago Press, 1996.

Yazar : Arda TELLİ (İstanbul Üniversitesi)