Nyaya-Vaişeshika
Nyāya-Vaişeshika, Hint düşüncesinin altı Āstika ekolü içinde mantık, epistemoloji ve atomcu varlık anlayışını en sistemli şekilde birleştiren felsefî gelenektir. Başlangıçta iki ayrı sistem olan Nyāya ve Vaişeshika, özellikle erken yorum geleneğinden itibaren giderek iç içe geçmiş, ortak kavramlar geliştirmiş ve klasik dönem boyunca tek bir okul olarak değerlendirilmiştir. Bu birleşimin temel nedeni, Nyāya’nın bilgi kuramı ve mantık alanındaki ayrıntılı çözümlemelerinin, Vaişeshika’nın varlık teorisi ve atomculuğu ile doğal bir bütünlük oluşturmasıdır. Böylece iki sistem, gerçekliğin hem kavranması hem de açıklanması için birbirini tamamlayan iki yön hâline gelmiş ve Hint düşüncesinin en güçlü realist-rasyonalist geleneğini ortaya çıkarmıştır.
Nyāya sözcüğü eril cinste olup, ‘nyāya; ‘geri gitme, başvuru, örnek/emsal’ anlamlarından türemiş ‘kural, ölçü, aksiyom, ilke, yöntem; tarz; uygunluk, doğru yol; mantıksal kanıt ya da sonuç, kıyas ve mantık’ anlamlarına gelmektedir. Nyāya sisteminin kurucusu kabul edilen Gautama (Akṣapāda), Nyāya Sūtra eserinde doğru bilginin doğasını, mantıksal kanıtlamanın biçimlerini, algı ve çıkarımın yapısını, yanlış bilgi türlerini ve tartışma yöntemlerini sistemleştirmiştir. Nyāya, temel yaklaşımı bakımından realisttir; yani dış dünyanın zihinden bağımsız olarak var olduğunu kabul eder. Bununla birlikte sistem, doğru bilgiye götüren yolları ayrıntılı şekilde sınıflandırır ve epistemolojiyi kurtuluşa ulaşmanın ön şartı olarak görür. Nyāya, doğru bilginin dört kaynağını tanımlar: algı (pratyakṣa), çıkarım (anumāna), karşılaştırma (upamāna) ve güvenilir sözlü tanıklık (şabda). Algı, dış duyularla ya da iç organ olan ‘manas, akıl’ aracılığıyla gerçekleşir ve bir nesnenin doğrudan kavranmasını sağlar. Çıkarım, belirli bir ilişkinin evrensel birlikteliğine (vyāpti) dayanarak görünenden görünmeyeni bilmektir (duman-ateş örneğinde olduğu gibi, duman varsa ateş vardır çıkarımı). Karşılaştırma, bilinmeyen bir nesnenin bilinen bir nesneyle benzerliği üzerinden tanınmasıdır. Sözlü tanıklık ise yetkin ve güvenilir bir kaynağın bilgisini temel alır. Nyāya’ya göre bilginin doğruluğu kendiliğinden kesin değildir; doğruluğun pratik doğrulama ile onaylanması gerekir. Böylece bilgi hem mantıksal hem pragmatik bir temele oturtulur.
Vaişeshika ise sıfat türünde olup, ‘vişesha; özellik, nitelik, fark, ayrım’ sözcüğünden türeyerek ‘özel, kendine özgü, belirli; seçkin ve üstün’ anlamlarına gelmektedir. Vaişeshika’nın kurucusu Kanada (Ulūka) ise Vaişeshika Sūtra ile evreni oluşturan temel varlık türlerini yedi kategori altında toplar; atomculuğu metafizik bir sistem hâline getirir, töz, nitelik, eylem ve ilişki gibi kavramları ayrıntılı biçimde tanımlar. Kanada’nın atomculuğu sadece fiziksel bir açıklama değil, evrendeki düzenin ilkeleri ile karma ilişkisinin nasıl işlediğini de açıklayan bir ontoloji olarak sunulur. Varlığı yedi kategori altında sınıflandırır: töz (dravya), nitelik (guṇa), eylem (karma), tümellik (sāmānya), tikellik (vişesha), içkinlik (samavāya) ve yokluk (abhāva). Bu sınıflandırma Hint metafiziğinin en sistemli ontolojik çerçevesini oluşturur. Dokuz tür töz vardır: toprak, su, ateş ve hava atomiktir ve dört temel elementin bölünemez yapı taşlarıdır. Eter (ākāşa) sesin taşıyıcısıdır ve tek, sonsuz ve her şeyi kaplayıcıdır. Zaman ve mekân da tek ve her şeyi kapsayan tözlerdir. Benlik (ātman) sonsuz, her şeyi kuşatan ve gerçek faildir; haz, acı, arzu, nefret, çaba gibi nitelikler benliğe aittir. Manas ise atom büyüklüğünde bir iç organdır; algı, duygu ve düşünce süreçlerinde ātman ile duyular arasında aracılık eder. Vaişeshika’nın atomculuğu evrenin işleyişini açıklamada önemli bir rol oynar. Atomlar ezelîdir, yaratılmaz ve yok olmazlar; ancak Tanrı’nın iradesiyle hareket kazanır, birleşir ve bileşik nesneleri oluştururlar. İki atom birleşince dvyaṇuka (ikili atom), üç dvyaṇuka birleşince tryaṇuka (üçlü atom) meydana gelir ve tüm maddî nesneler bu tryaṇukaların farklı kombinasyonlarından oluşur. Evren dönemsel olarak çözülür ve yeniden oluşur; ancak atomlar, zaman, mekân ve ātman olarak varlığını sürdürür. Bu düzen, Tanrı’nın her şeyi bilen ve her şeyi düzenleyen bir varlık olarak işlev gördüğü teleolojik bir bilgi içinde yorumlanır. Tanrı, dünyayı kendi amaçları için değil, bireysel ruhların karma sonuçlarını deneyimleyebilmesi için yaratır ve yönetir. Sistem, nitelikleri (guṇa) de ayrıntılı biçimde sınıflandırır. Vaişeshika sistemine göre tözden (dravya) bağımsız olarak var olan ve nesnelerin niteliksel belirlenimlerini oluşturan yirmi dört guṇa (nitelik) bulunmaktadır. Bunlar arasında ilk sırada rūpa (renk), rasa (tat), gandha (koku), şabda (ses) ve sparşa (dokunma) gibi duyusal nitelikler yer alır. Bunları, nesnelerin yapısal ve mekânsal özelliklerini belirleyen saṅkhyā (sayı), parimāṇa (büyüklük), pṛthaktva (birlik–ayrılık), pārimukhyatā / saṃyoga–vibhāga (yakınlık–uzaklık, birleşme–ayrılma) ve gati (hareket) gibi nitelikler izler. Maddenin davranışsal ve psiko-fiziksel yönlerini açıklayan buddhi (bilgi/idrâk), sukha (haz), duḥkha (acı), iççhā (arzu), dveṣa (nefret) ve prayatna (çaba) gibi zihinsel nitelikler ise öznenin deneyimsel alanını tanımlar. Bunların yanı sıra Vaişeshika, maddelerin fizikî tavırlarını belirleyen gurutva (ağırlık), dravatva (akışkanlık) ve snigdhatā (yapışkanlık/viscidlik) gibi doğal eğilimleri de guṇa kategorisine dâhil eder. Nesnelerin süreklilik, alışkanlık ve potansiyel izlenimlerine karşılık gelen saṃskāra, davranışın etik yönünü belirleyen dharma (erdem) ve adharma (erdemsizlik) nitelikleriyle birlikte guṇa listesini tamamlar. Bu yirmi dört nitelik, Vaişeshika’nın varlık anlayışında hem maddî hem zihinsel süreçlerin işleyişini açıklayan temel belirleyiciler olarak kabul edilir. Nitelikler kendiliklerinden var olamaz; mutlaka bir tözde bulunmaları gerekir. Bütün-parça ilişkisini, töz-nitelik bağlantısını ve tümel-tikel ilişkisini açıklayan samavāya kavramı ise sistemin en özgün metafizik katkılarından biridir.
Vaişeshika sonradan yokluğu (abhāva) da bir kategori olarak kabul eder ve yokluğu ‘bir şey üretilmeden önceki yokluk (prāgabhāva), yok edildikten sonraki yokluk (dhvamsābhāva), bir şeyin başka bir şeyde ebediyen bulunmayışı (atyantābhāva) ve iki şeyin karşılıklı yokluğu (anyonyābhāva)’ olarak dört grupta sınıflandırır. Bu ayrımlar, Hint mantığında yokluk, ayrım ve çelişki kavramlarının analitik olarak incelenmesine yol açmıştır. Bu iki sistem, özellikle Praşastapāda, Vātsyāyana, Udayana ve sonraki yorumcuların çalışmalarıyla büyük ölçüde birleşmiş, Nyāya’nın mantıksal araçları Vaişeshika’nın ontolojisine uygulanmış ve Vaişeshika’nın kategorileri Nyāya’nın bilgi kuramı içinde açıklanmıştır. Böylece Nyāya-Vaişeshika hem epistemoloji hem ontoloji açısından birbirini tamamlayan tek bir öğretinin adı hâline gelmiştir. Sistem, doğru bilginin elde edilmesi ile insanın acıdan kurtuluşu amacı arasında doğrudan bir bağ kurar; yanlış bilginin sonuçları olan arzu, nefret ve yanılgının (rāga-dvesha-moha) insanı yeniden doğuş döngüsünde sürüklediğini savunur. Nyāya-Vaişeshika’nın benlik anlayışı, ruhu, fiziksel olmayan bir töz olarak kabul eder; benlik, beden ve zihinden tamamen ayrıdır, sonsuzdur ve bilinç kendisinden değil, akıl (manas) ile birleşimden ortaya çıkar. Kurtuluş (apavarga), acının tüm biçimlerinin yok olmasıdır; mutluluk durumu değil, acının kökten ortadan kalkmasıdır. Bu ancak doğru bilgi (tattva-cñāna) ile, yani varlığın gerçek yapısının kavranmasıyla gerçekleşir. Yanlış bilgi ortadan kalktığında arzu-nefret-yanılgı zinciri çözülür ve karma bağları kırılır. Her iki sistemin geç dönem öğretisinde Tanrı’nın varlığı güçlü biçimde savunulur. Düzenli ve amaçlı bir evrenin bilinçli bir düzenleyiciyi gerektirdiği, atomların kendi başlarına hareket edemeyeceği, bileşik nesnelerin bir yapıcıya ihtiyaç duyduğu ve bireysel ruhların sınırlı güçlerinin evreni yaratmaya yetmeyeceği gibi çeşitli kozmolojik ve teleolojik kanıtlar ileri sürülür. Bu Tanrı anlayışı, Nyāya-Vaişeshika’yı hem teistik hem de rasyonalist bir sistem hâline getirir.
Sonuç olarak Nyāya-Vaişeshika, doğru bilginin yöntemini mantıkla kuran ve varlığın yapısını atomculukla açıklayan, benliğin kurtuluşunu bilgiye bağlayan, Tanrı’yı evrenin düzenleyici ilkesi olarak gören bütünlüklü bir realist felsefedir. Sistem, epistemoloji, metafizik, mantık, dil felsefesi, etik ve kozmoloji alanlarında Hint düşüncesinin en sistemli ve en akılcı yaklaşımlarından birini temsil eder. Nyāya’nın mantıksal titizliği ile Vaişeshika’nın ontolojik çözümlemeleri birleşerek Hint felsefe tarihinde benzersiz bir rasyonel metafizik ekolü ortaya çıkarmıştır.
KAYNAKÇA
Bernard, T. (1999). Hindu Philosophy. Delhi: Motilal Banarsidass Publishers
Bhagavadgita. (2018). Çev. Korhan Kaya. İstanbul: Sujala Yayıncılık.
Chatterjee, S., Datta, D. (2016). An Introduction to Indian Philosophy. Delhi: Motilal Banarsidass Publishers.
Eliade, M. (2013). Yoga ‘Ölümsüzlük ve Özgürlük’. İstanbul: Kabalcı Yayınevi.
Hiriyanna, M. (2015). The Essentials of Indian Philosophy. Delhi: Motilal Banarsidass Publishers.
Kaya, K. (2016). Hint Felsefesinin Temelleri. Ankara: Doğu-Batı Yayınları.
Kaya, K. (2019). Sāmkhya Felsefesi. İstanbul: Sujala Yayıncılık.
Macdonell, A. A. (1929). A Practical Sanskrit Dictionary With Transliteration, Accentuation, And Etymological Analysis Throughout. London: Oxford University Press.
Patancali. (2018). Yogasūtra. İstanbul: Sujala Yayıncılık.
Yazar : Esra BÜYÜKBAHÇECİ (Ankara Üniversitesi)