Rousseau, Jean-Jacques

Aydınlanma Çağı’nın en etkili ve özgün filozoflarından biri olan Jean-Jacques Rousseau, siyaset teorisi, edebiyat, botanik ve müzik alanlarında eserler vermiş Cenevre doğumlu bir düşünürdür. Thomas Hobbes, John Locke ve Montesquieu gibi isimlerle birlikte anılsa da, Aydınlanma’nın ilerleme, akıl ve bilim gibi temel varsayımlarına getirdiği eleştirilerle onlardan keskin bir biçimde ayrılmış ve uygarlığın insan doğasını bozduğunu savunmuştur. Rousseau, toplum sözleşmesi (Fr. contrat social, İng. social contract) ve genel irade (Fr. volonté générale, İng. general will) kavramlarıyla modern demokrasinin, milliyetçiliğin ve popülizmin entelektüel temellerini atmıştır.

Yaşamı ve Eserleri. 1712’de Cenevre’de Kalvinist bir ailenin çocuğu olarak doğan Rousseau, gençlik döneminde uşaklık ve çıraklık gibi işlerde çalışmıştır. Bu dönemde maruz kaldığı eşitsizlikler, ileride geliştireceği siyasi teorinin temelini oluşturmuştur. Kendi kendini yetiştiren (otodidakt) bir entelektüel olan Rousseau, düzenli bir felsefe eğitimi almamıştır. 1740’ta Fransa’ya geçmiş ve Diderot ve d’Alembert ile tanışarak Encyclopédie için yazılar kaleme almıştır. Ancak kariyerindeki dönüm noktası 1749’da Dijon Akademisi’nin açmış olduğu bir makale yarışmasını kazanması olmuştur. Discours sur les sciences et les arts (Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev) başlıklı ödül kazanmış bu makalede bilimler ve sanatlardaki terakkinin insan ahlakını bozduğunu iddia etmiş ve Aydınlanma fikirlerini eleştirmiştir. 1755’te yayımladığı Discours sur l’origine et les fondements de l’inégalité parmi les hommes (İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı) adlı eseriyle ses getiren Rousseau, 1760’lı yıllarda Du contrat social (Toplum Sözleşmesi), Émile, ou De l’éducation (Emile ya da Çocuk Eğitimi Üzerine) ve onu romantik akıma yaklaştıran romanı Julie, ou la nouvelle Héloïse (Julie ya da Yeni Heloise) gibi önemli eserlerini yayımlamıştır. Fikirleri nedeniyle Fransa ve İsviçre’de hakkında yakalama kararları çıkarılmış, hayatının son yılları sürgün ve paranoya içinde geçmiş ve 1778 yılında ölmüştür. Sınırlı ölçüde etkilenmiş olduğu isimler arasında, Platon, Aristo, cumhuriyet fikri çerçevesinde Machiavelli ve Cicero; Locke ve kendi çağdaşları arasında Montesquieu yer alır.       

Doğal Durum. Rousseau, uygarlık ortaya çıkmadan önce insanların doğal durumda daha mutlu ve erdemli olduklarını, uygarlık ve özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla ahlakın bozulduğunu ileri sürmüştür. Hobbes’dan farklı olarak, doğa durumunda insanların agresif olmadığını öne sürer. İnsan doğa durumunda kendini koruma içgüdüsü (amour de soi) ve merhamet (pitié) duygusuyla hareket eder. Sosyalleşme başladıkça, başkalarını denetim altına almayı amaçlayan saldırgan bir tutku (amour-propre) ortaya çıkar. Bu tutku kıskançlığın, utancın, gösteriş düşkünlüğünün ve eşitsizliğin temel sebebidir.

Özel Mülkiyet ve Eşitsizlik. Rousseau’ya göre, “bir toprak parçasını çeviren ve ‘burası benim’ diyen ilk insan” eşitsizliğin, çatışmanın ve uygarlığın başlatıcısıdır ve insanlık tarihinin altın çağını sonlandıran kırılma özel mülkiyetin icadıyla başlamıştır. Özel mülkiyet, çatışmaları ve çatışmalar da devleti kaçınılmaz kılmıştır. Devlet özel mülkiyeti ve onun dayanağı olan bencilliği koruyan bir mekanizma olarak işlev görür. Sivil toplum rasyonalite ve medeni kültür gibi olumlu şeylere vesile olsa da baskı, eşitsizlik ve bağımlılığı meşrulaştırır. Rousseau’ya göre, ahlaki çürümenin kaynağı lüks ya da kent yaşamı değil, özel mülkiyet ve onun dayattığı otorite ilişkileridir. Rousseau’nun eşitsizliği bu sertlikte problematize etmesine başka hiçbir Aydınlanma düşünüründe rastlanmaz.

Toplum Sözleşmesi ve Genel İrade. Rousseau, medeniyetle kötüleşmiş insanı dizginlemenin ve özgürlüğü kotarmanın yolunun toplum sözleşmesinden geçtiğini iddia etmiştir. Meşru egemenliğin ilahi hak ya da veraset yoluyla geçen iktidardan değil, bir arada ortak iyi için emek veren yurttaşların oluşturduğu ortak menfaate dayalı genel iradeden geldiğini savunmuştur. Rousseau, Toplum Sözleşmesi’ni birlik ve ortak bağlılık duygusundan ilham alarak kaleme almıştır. Toplum sözleşmesi, bireylerin toplumla yapmış oldukları ve oybirliğiyle kabul ettikleri karşılıklı bir taahhüttür. Genel irade halk egemenliğinin doğrudan yansımasıdır ve egemenlik devredilemez, bölünmez, mutlaktır. Genel irade bireylerin tekil iradelerinin toplamı olmaktan öte bir durumu arz eder. Bu otonom irade, yanılmaz ve bireylerin iradesinin üzerindedir. Bu varsayımın pratik karşılığı, genel iradeyi paylaşmayan bireylerin iradelerinin tanınmamasıdır. Bu yönüyle genel iradeye yöneltilen en önemli eleştiri, kavramın otoriter, totaliter ve popülist-çoğunlukçu siyaset tarzlarını meşrulaştırdığı iddiasıdır.

Demokrasi. Rousseau’nun demokrasi teorisi, mülkiyet ve temsili esas alan Lockeçu liberalizmin aksine, eşitliği ve doğrudan katılımı savunur. Ona göre egemenlik devredilemez. Halk temsilcilerini seçtiği an özgürlüğünü kaybeder. Bu nedenle Rousseau, yasamanın halk tarafından doğrudan yapıldığı katılımcı bir model önerir, ancak bunun yalnızca erdemli ve küçük toplumlarda uygulanabileceğini belirtir. Rousseau’nun anti-monarşist fikirleri Fransız Devrimi’ne ilham vermiş ve Emmanuel Joseph Sieyès ile ulusal egemenlik kavramına evrilmiştir. Ancak, Rousseau’nun temsili kurumları reddetmesi, onun soyut ve zamanlar üstü bir “ulus” iradesinden ziyade, yurttaşların o anki aktif katılımından neşet eden somut bir halk egemenliği fikrini benimsediğini gösterir.

Etki ve Mirası. Rousseau, Aydınlanma’nın aykırı figürü olarak on dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkacak birçok akıma ilham kaynağı olmuştur. Kant, Hegel, Fichte, Goethe gibi romantik Alman idealistleri, liberalizm, Marksizm ve anarşizm üzerindeki etkisi aşikardır. Günümüzde radikal demokrasi ve popülizm tartışmalarında da Rousseau'nun etkisi görülür. Siyasi ayaklanmaları tasvip etmemesine rağmen, ironik bir şekilde Toplum Sözleşmesi, Fransız devrimcilerinin el kitabı olmuştur. Modern dünya ideolojilerinin neredeyse tüm renklerini barındıran Rousseau'yu sıra dışı yapan şey, demokrasi adına hiçbir emarenin olmadığı bir dönemde demokrasiyi savunmuş olmasıdır.

KAYNAKÇA

Ağaoğulları, Mehmet Ali. Sokrates’ten Jakobenlere Batı’da Siyasal Düşünceler. İstanbul: İletişim Yayınları, 2011.

Damrosch, Leo. Jean-Jacques Rousseau. Çeviren Sabiha Özge Altundağ. 3. Basım. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2021.

Dent, N. J. H. Rousseau Sözlüğü. Çeviren Ahmet Ayhan Çitil, Aliye Kovanlıkaya, Hasan Bülent Gözkân ve Tarık Necati Ilgıcıoğlu. İstanbul: VakıfBank Kültür Yayınları, 2024.

Rousseau, Jean-Jacques. The Confessions. Translated by J.M. Cohen. London: Penguin, 1953, (İlk yayımlanışı 1781.)

Rousseau, Jean-Jacques. The Basic Political Writings. Translated by Donald A. Cress. Indianapolis: Hackett Publishing Company, 1987.

Rousseau, Jean-Jacques. Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev. Çeviren Sabahattin Eyüboğlu. 14. Basım. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2022.

Touchard, Jean. Siyasal Düşünceler Tarihi. Çeviren İsmail Yerguz. 2. Basım. İstanbul: Islık Yayınları, 2022.

Wokler, Robert. Rousseau. Çeviren Emrah Günok. Ankara: Dost Kitabevi Yayınları, 2020.

Yazar : Hakan ERDAGÖZ (Medeniyet Üniversitesi)