Tocqueville, Alexis de
Alexis-Charles-Henri Clérel de Tocqueville (1805-1859), Fransız Devrimi’nin hemen ardından modern politika biliminin öncü düşünürlerinden biri olarak öne çıkmıştır. Felsefesi, modern demokrasilerin temel ilkesi olan koşulların eşitliği ile özgürlüğün korunması arasındaki kritik gerilim üzerine kuruludur. Ona göre tarihsel gidişat, demokrasi ve eşitliği geri dönüşü olmayan bir süreç olarak ortaya koymaktadır. Ancak bu durum aristokratik ve feodal toplumdan farklı kriz potansiyelleri taşımaktadır. Tocqueville, bu eşitlik fenomeninin despotizm üretme tehlikesini öngörerek, demokratik yaşamın potansiyel patolojileri karşısında özgürlük ve eşitliğin kesiştiği politik bir rejim inşa etmeyi önermektedir.
Yaşamı ve Eserleri. Alexis de Tocqueville, 29 Temmuz 1805 tarihinde Paris’te doğdu. Hukuk eğitimi almasına rağmen, genç yaşlardan itibaren politikaya ilgi duydu. 1831-1832 yılları arasında arkadaşı Gustave de Beaumont ile Amerika Birleşik Devletleri’ne gezi düzenledi; resmi amaçları ceza ve infaz sistemini incelemek olsa da asıl amaçları Amerikan demokrasisini incelemekti. Ününü esas olarak iki büyük eseriyle sağladı: Amerika’da Demokrasi Üzerine (Birinci cilt: 1835, İkinci cilt: 1840) ve Eski Rejim ve Devrim (1856). Aktif politik yaşamında (1839’da milletvekili seçildi), çok kısa bir süre yaptığı Dışişleri Bakanlığına kadar yükseldi (1849). Politika kariyeri, 1851’deki III. Napoléon darbesiyle sona erdi.
Politika Biliminin Özerkliği. Ona göre demokrasinin geri döndürülemez akışı, yeni bir politika bilimini gerektirmektedir. Tarihsel ve empirik metodolojisi aracılığıyla tarih dışı tasarımları reddeden düşünür, demokrasinin üretebileceği krizlere karşı yeni bir politika bilimi önermektedir. Ona göre normatif ve soyut bir teori yerine toplumsal olgulara ve gözlemlere dayanan deneysel bir yaklaşım politika biliminin metodu haline gelmektedir.
Fransa’ya yönelik eleştirisi, özellikle merkeziyetçilik ve Fransız Devriminin sonuçlarına odaklanmaktadır. Eski Rejim ve Devrim eserinde, Fransız Devriminin sanıldığı gibi bir kopuş değil, bir süreklilik olduğunu ileri sürer; zira devrimle kurulan merkezi idari aygıt ve kurumların çoğu zaten Eski Rejim zamanında oluşmuştur. Ona göre devrim toplumsal dinamizmi sekteye uğratmış, demokratik toplumların gerilimlerini görünür kılmıştır. Bunun ötesinde Fransız Devrimi yurttaş fikrini ve politik özgürlüğü sekteye uğratıp kamusal yaşamdan uzaklaşmayı ve bireyciliğin yükselişini hızlandırmıştır.
Tocqueville için demokrasi, her şeyden önce bir sosyolojik yaşantı olup, temel yönlendirici ilkesi koşulların eşitliğidir. Eşitlik, demokratik toplumlarda bir tutku haline gelebilir ve insanlar, istikrarlı ve somut faydaları nedeniyle eşitliği özgürlüğe tercih etme eğilimi gösterirler. Eşitliğin iki zıt eğilimi vardır: Biri özgürlüğe götürür, diğeri ise despotizme. Özgürlük, Tocqueville’in politik kavrayışının asli dayanağıdır. Bahsettiği özgürlük, negatif özgürlükten ziyade, politik özgürlük ve yurttaş katılımıdır. Politik özgürlük, yurttaşların kamusal meselelere katılımını gerektirir. Demokratik toplumlarda kamusal yaşamdan özel yaşama kaçışla, bireycilik ve maddi yaşama yönelim artmaktadır. Bireycilik bu yönüyle, bir yurttaşın kendini küçük bir toplumsallıkla sınırladığı antidemokratik bir yaşantıdır. Demokratik toplumlarda giderek yükselen bireycilik, insanları atomize ederek ve onları özel yaşamlarına terk ederek, despotizm tehlikesini ortaya çıkarır. Bireysel güçsüzlüğü ve kamusal kayıtsızlığı besleyen bu duruma karşı Tocqueville, başka yurttaşlarla etkileşime girme pratiklerini güçlendirmeyi önermektedir. Bireysel düzlemi koruyan, aynı zamanda kolektif pratikleri güçlendiren bağlar, özgür ve demokratik bir yaşamı koruyan mekanizmalara dönüşmektedir. Tocqueville, demokratik yaşamda bireysel eğilimleri reddetmezken, bu fenomeni kolektif yaşam pratikleriyle buluşturan toplumsal bağlar inşa etmeye yönelmektedir.
Demokratik yaşam, bu yönüyle bireysel yaşamla kolektif yaşamı buluşturacak potansiyelleri barındırmaktadır. Tocqueville, demokratik toplumları güçlendirecek yeni kolektif formlara işaret etmektedir. Bu çerçevede yerel yönetimler, partiler ve dernekler; birey ve toplum arasında ara katmanlar olarak işlev görerek, yurttaşların kamusal meselelere katılım pratiğini geliştirir. Demokratik yönelimi güçlendiren bir diğer unsur için Tocqueville aristokratik bir mirası güncellemektedir. Buna göre demokratik toplumlar, hukuki yasalar ve insanların inançları, fikirleri, kalp ve zihin alışkanlıkları ile kurulmakta ve yurttaşları kolektif yaşama hazırlamaktadır. Bu kültürel zemin tüm yurttaşlarda zihinsel alışkanlıklar oluşturarak, yurttaşları özgür olmaya alıştırmakta ve demokratik ve kolektif yaşama ılımlı hale getirmektedir. Tocqueville açısından din fenomeni de bireyleri, özel yaşama kaçıştan uzaklaştırarak, demokratik toplumun sürdürülmesi için gerekli olan toplumsal bağın korunmasına hizmet eden bir dolayım olarak ele alınmaktadır.
Tocqueville, demokratik toplumların risklerini ve krizlerini öngören perspektifiyle güncelliğini korumaktadır. Tocqueville, modern düşüncede demokratik yaşamın antidemokratik patolojilerine karşı bireyselliği ve kamusallığı birlikte kavrayan bir düşünüm ortaya koymakta ve güncel krizlere ışık tutmaktadır. Demokrasiyi tamamlanmış bir rejim olarak değil, yurttaşların politik katılımıyla her an ayakta tutulması gereken bir “oluş” hali olarak ele alması, güncel politik felsefede hala kuvvetli tartışmalar üretmektedir.
KAYNAKÇA
Mansfield, Harvey C. Tocqueville: A Very Short Introduction. Oxford & New York: Oxford University Press, 2010.
Tocqueville, Alexis de. Amerika’da Demokrasi. Çeviren Seçkin Sertdemir Özdemir. 1. baskı. İstanbul: İletişim Yayınları, 2016.
Tocqueville, Alexis de. Eski Rejim ve Devrim. Çeviren Turhan Ilgaz. 3. baskı. Ankara: İmge Kitabevi, 2021.
Yazar : Arda TELLİ (İstanbul Üniversitesi)