yapısalcılık

[Alm. Strukturalismus] [Fr. structuralisme] [İng. stucturalism]

Yapısalcılık, 2. Dünya Savaşı sonrasında özellikle Fransa’da geliştirilmiş felsefi bir akım olup, sosyal bilimler, psikoloji ve edebi eleştiriyi etkilemiştir. Temel iddiası, bir şeyin anlamının içinde bulunduğu yapı tarafından belirlendiğidir. Şeylerden ve özlerden ziyade, ilişkiler ve ilişkilerin oluşturduğu yapının belirleyici olduğunu düşünür.

Yapısalcılığın kökenleri, İsviçreli dilbilimci Ferdinand de Saussure’ün 1916’da yayınlanan Cours de linguistique générale (Genel Dilbilim Dersleri) kitabına dayanır. Saussure, dil (Fr. langue) ve söz (Fr. parole) kavramlarını ayırır. Dilin konuşandan bağımsız, özneler-arası ve tüm konuşmaları biçimlendiren bir yapı olduğunu iddia eder. Ona göre dil kelimeler ve anlamlardan değil göstergelerden (Fr. signe) oluşur. Gösterge de, gösteren ve gösterilen dediği, bir ses ile bir zihinsel imgeyi birleştiren yapıdır. En önemlisi gösteren ile gösterilen arasında ilişki nedensel değildir. Yani dildeki gösterenler ile düşünceler ve dış dünya arasındaki ilişki, göstergelerin birbirleri ile ayrımsal (differansiyel) ilişkileri ile belirlenir. Farklar ve ilişkilerden oluşan dil yapısı, unsurların ilişkilerini inceleyen senkronik ve göstergelerin dönüşümü inceleyen diyakronik olmak üzere iki şekilde incelenebilir.

Saussure’ün dilbilimini Claude Lévi-Strauss’un ensest yasağı ve ikili karşıtlıklar üzerine kurulu toplumsal sistemi açıklamak için antropolojiye uygulaması ile yapısalcılık büyük bir ilgi çekti. Claude Lévi-Strauss yapısalcılığı akrabalık sistemlerine, mitolojilere, yeme alışkanlıklarına uyguladı. Ayrıca her tasnif sisteminin dünyayı kendi yapısal özelliklerine göre sınıflandırdığını öne sürerek medeniyetlerin ilerlediği, Avrupa’nın üstünlüğü ve Sartrecı özgür birey fikirlerine büyük bir itiraz getirdi. Ardından Roland Barthes, göstergebilimsel analizi yapısalcılık ile birleştirerek günümüz kültürlerinin bu yaklaşım ile nasıl analiz edebileceğini başarılı şekilde gösterdi. Jacques Lacan “bilinçdışı dil gibi yapılandırılmıştır” diyerek psikanaliz ile yapısal dilbilimi sentezleyen özgün bir teori geliştirdi. Michael Foucault da yapısalcılığın diyakronik yönüne vurgu yaparak, Batı düşüncesinde akıl-delilik, düzen-suç gibi ikili karşıtlık sistemlerinin zaman içinde dönüşerek nasıl evrildiğini tarihsel jeneolojik analiz ile gösterdi. Yapısalcılığın en ikonik düşünürü Louis Althusser de varoluşçu ve hümanist Marks okumalarına karşı Alman ideolojisinden epistemolojik kopuş gerçekleştiren yapısalcı bir Marks okuması öne sürdü. Ardından Idéologie et appareils idéologiques d’État (İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları) adlı eserinde ideolojinin gerçek koşular ile imajinatif dünya arasında köprü kuran ve insanları tabiyete davet eden devlet aygıtları ile öznelliklerini kuran aygıtların olduğunu söyledi.

Görüldüğü gibi yapısalcılık 1950’li yıllardan sonra felsefe sahnesinde olan tüm felsefi akımlara itiraz içerir. Varoluşçuluk ve hümanizme karşı, bireyi önemsizleştirir, karar almadan ziyade yapı ve aygıtları öne çıkarır. Fenomenoloji bilincin dünyanın kurulmasındaki önemi ve yönelimselliğe vurgu yaparken yapısalcılık özneyi ve bilinci yapının yan ürünleri olarak görür. Fenomenoloji şeylerin özlerini yakalamaya çalışırken yapısalcılık şeylerin özleri olmadığını yapısal-ilişkisel farkların her şeyi belirlediğini düşünür. Hermenötik anlamın zihinsel ve yorumsal süreçleri ile ilgilenirken yapısalcılık için anlam göstergeler oyunundan ibarettir.

Yapısalcılığın temel iddiaları şu şekilde sınıflandırılabilir:

1.Dünya birbirlerinden bağımsız atomik nesnelerden oluşmaz, bireysel nesnelerin temel özellikleri içinde bulundukları yapının ilişkileri içerisinde belirlenir. Yapıdan bağımsız tekil bir fenomen yoktur.

2.Yapının içerisinde her bir öğenin anlamı daha geniş bir göstergeler sisteminin ilişkileri ile belirlenir. Anlam pozisyoneldir. Nesnelerin ve fikirlerin bir özü yoktur.

3.Her şey göstergeler sistemi içinde anlaşılır, göstereni olmayan bir gösterilen (kendinde şey) yoktur. Siyasi, toplumsal, kurgusal ve psikolojik tüm fenomenler dilsel gösterge modeline göre analiz edilmelidir.

4.Yapı içesinde tüm konumlar ikili karşıtlıklar ile belirlenir, o nedenle yapının açıklayıcı bütünlüğünden bağımsız bir anlam ve nesne yoktur. Yapısalcılık olumsallığa izin vermez, her şey yapı içerisinde bir yere sahiptir

5.Yapının nesneleri konumlandırması rasyonel bir nedene dayanmaz. Her dilsel yapı dünyayı farklı şekilde anlamlandırır ve konumlandırır, hiçbir dilsel yapı diğerinden üstün ya da gerçeğe daha yakın değildir.

6.Yapı gerçek bir etkiye sahip olmakla birlikte gözlemlenebilir değildir, zihinsel ve ideal olmakla birlikte soyut değildir çünkü ampirik ilişkilerin analizi ile ulaşılır

7.Yapılar düşünen öznelerin kararlarından, fikirlerinden ve iradelerinden bağımsızdır, hiçbir tekil özne yapıyı değiştiremez. Yapısalcı felsefenin hedefi özne ve düşünceler değil, yapının gerçekleşmesini sağlayan söylemler, dispozitifler, kurumlar, performanslar ve kurallardır.

Yapısalcılık, felsefe ve sosyal bilimler için nesnel-bilimsel bir yöntem vaat etmesi nedeniyle 1960’lı yıllarda önemli bir ivme kazanmıştır. Sosyal bilimlerin her alanına hızla uygulanmıştır. Ancak 1968 sonrasında öğrenci hareketlerinin ardından, yapıların tarih dışı ve değişmez olduğuna yönelik eleştiriler, aşırı determinizmi, tekilliğe yer vermemesi ve özgürlüğü yok sayması gibi gerekçeler ile eski gücünü kaybetmiştir. Bireyleşme, fark, tekillik, arzu, beden gibi yeni kavramsal yaklaşımlarla yapısalcılık zenginleştirilerek Barthes, Deleuze, Foucault, Kristeva, Irigaray, Zizek, Laclau gibi düşünürler yoluyla post-yapısalcılığa evrilmiştir. Ayrıca Derrida’nın başlattığı dekonstrüksiyon hareketi de yapısalcılığın bir tür radikalleşen mirası niteliğindedir.

KAYNAKÇA

Dekens, Olivier (2017). Yapısalcılık, (çev: Atakan Altınörs). Bilge Kültür Sanat Yayınları

Jameson, Fredric (2013). Dil Hapishanesi – Yapısalcılığın ve Rus Biçimciliğin Eleştirel Öyküsü. (çev: Mehmet Doğan). 3. Bsk. Yapı Kredi Yayınları.

Deleuze, Gilles (2009). “Yapısalcılığı Nasıl Ayırt Ederiz”, içinde Issız Ada ve Diğer Metinler: Metinler ve Söyleşiler 1953-1974, (çev: Ferhat Taylan & Hakan Yücefer), Bağlam Yayınları (ss. 267-303).

Dosse Françios (1997). History of  Structuralism vol: 1: The Sign Sets, 1967-Present, (der. François Dosse, çev: Deborah Glassman).  Minneapolis, University of Minnesota Press.

Yazar : V. Metin DEMİR (Uludağ Üniversitesi)