zaman
[Alm. Zeit] [Fr. temps] [İng. time] [Yun. Χρόνος, khrónos/ καίρος, kairos], [Lat. tempus]
1-(Genel bakış) Tüm varolanlar dahil evrenin tamamı üzerinde yapılandırıcı ve kurucu etkiye sahip hem amaçsal hem de varoluşsal anlamda araçsal misyona sahip olan yapıdır. Zamanın yapıcı ve kurucu yapısını oluşturan temel etmenler art ardalık, eşzamanlılık, devinim, değişim, oluş, geçmiş, şimdi, gelecek ve andır. Zaman; elle tutulur gözle görülür olmadığı için, ancak dört farklı yanıyla var olduğu anlaşılabilmekte ve incelenebilmektedir. Bunlar sırasıyla fiziksel zaman (matematiksel, ölçülebilir), biyolojik zaman (canlı bedenlerindeki ritimsellik), kişisel zaman (insana özgü zaman) ve tarihsel zamandır.
2-(Mitolojilerde) Antik Yunan mitolojisinde zaman fikrine ilk olarak, Hesiodos’un Theogonia (Tanrıların Doğuşu) eserindeki üç tanrı kuşağının (Uranos soyu, Khrónos soyu ve Zeus soyu) anlatımında rastlanır. Titanlar kuşağından olan Khrónos, gücünü elinde tutmak için kendisinden doğan çocuklarını yutan bir tanrıdır. Her yeni doğan çocuk tek tek anları, yutma ise yaşanan anların geçmişe aktarılmasını betimler. Khrónos, Hitit mitolojisindeki Kumarbi karakteriyle benzer özelliklere sahiptir. Khrónos ve Kumarbi olumsuz karakterler iken, Roma mitolojisindeki karşılıkları olan Saturnus ise bereket ve mutluluk dönemlerinin temsilcisidir.
3-(Antik Çağ ve Orta Çağ düşüncesinde) Zaman niceliksel anlama gelen khrónos, niteliksel anlama gelen kairos ve sonsuzluk mânâsında ise aion olmak üzere üç ayrı şekilde kullanılmıştır. Khrónos anlamındaki zamana ilk kez, Miletli Anaksimandros'a atfedilmiş fragmanda rastlanır. Zaman, adaletin dağıtıcısı ve sınırlı olan ile sınırsız olanı birbirinden ayıran, şeylerin oluş ve yok oluşunu sağlayan bir düzen koyucudur. Aion anlamındaki zamana ise, Herakleitos'un fragmanında (no.52) rastlanır. Burada zaman, her şeyin akış halinde olma ilkesinden hareketle, sonsuz bir sürekliliktir. Aynı dönemde görünüş ve gerçeklik arasındaki tartışma, zamanın gerçek olup olmadığı sorununu doğurmuştur. Parmenides, zamanı gerçekdışı olarak nitelerken; Platon sonsuzluğun devinimli imgesi olarak tanımlar. Zamanın doğasını, devinim ve değişimle ilişkisini rasyonel bir bakışla araştıran ilk filozof ise, Aristoteles'tir. Aristoteles'e göre zaman, devinim ile değişimin olduğu yerde vardır. Önce ile sonra arasındaki geçişte meydana gelen ve devinimin içinde sayılan şeydir. Orta Çağa gelindiğinde, çok tanrılı dinlerden tek tanrılı semavi dinlere geçişle birlikte döngüsel zaman anlayışı yerini doğrusal zaman anlayışına bırakır. Ezeli ve ebedi olan tanrının, evreni zamanla birlikte yarattığı ve zamanın bir başlangıcının olduğu düşüncesi kabul görür. O dönemde Augustinus başta olmak üzere tartışmaların amacı; doğrudan insan bilincinin zaman algısıyla ilgili olmayıp, tanrı anlayışının sonsuzluk fikri ile dünyanın sonlu zamanı arasındaki ilişkiyi açıklamaya yöneliktir.
4-(Yeni Çağ ve Yakın Çağ düşüncesinde) Yeni Çağda zaman tartışmalarına mekân da eklenir. Newton, uzayı katı maddelerin içinde yer aldığı mutlak kapalı bir kutu olarak, zamanı da uzaydan ve değişimden bağımsız kendi düzeninde akan gerçek bir yapı olarak düşünür. Mutlak zaman düşüncesi, zamanın uzayda her gözlemci için aynı hızda ilerliyor olmasına dayanır. Leibniz, evrenin başlangıcı meselesinde karışıklık doğuracağı için mutlak zaman ve mutlak uzam fikrini kabul etmemektedir. Ona göre zaman, olayların öncelik ve sonralık sırasını ifade etmeye yarayan kullanışlı bir kavramdan ibarettir. Kant'ta zaman ile mekân, bilen öznenin sahip olduğu birer a priori görü formu iken, Hegel’de mutlak tinin kategorileri olarak tanımlanır. Husserl'de zaman, fenomenolojik düzlemde bellek çözümlemesi çerçevesinde ortaya çıkar. İnsanın bilinç süreci, şimdiki zamandaki yönelimselliğinde kurulur. Zaman deneyimde kurulan, anımsama ve geri yönelime tabi, insan belleğine ve bilince özgü bir oluşum olarak tanımlanır. McTaggart ise, zaman üzerine geliştirdiği paradokslarla, zamanın gerçekdışı olduğunu iddia eder. Ona göre zamanda meydana gelen olaylar; A serisi olarak tanımladığı “geçmiş, şimdi ve gelecek” ile B serisi olarak tanımladığı “öncelik, eş zamanlılık ve sonralık” şeklinde iki ayrı yapıda gerçekleşir. Ona göre bu iki yapı arasındaki durağanlık ve dinamiklik bakımından uyumsuzluk, zamanın var olmadığı fikrini doğurmaktadır. Yakın dönemden Bergson; zamanın ne olduğu üzerinden hareketle, zamanın yalnızca insan zihniyle olan ilişkisini ele almakla kalmayıp, onun evrim süreciyle olan bağını da irdeler. Gerçek zamanın, tıpkı mekân gibi bölünmeye ve ölçülmeye olanaklı olmadığına dikkat çekerek, onun sürekli bir akış haliyle ifade edilebileceğini vurgular. “Süre” kavramıyla ifade edilen gerçek zaman, insanın deneyimleriyle örülü olan bilinç hallerinin daimi akışıdır. Aynı zamanda bilinç halleri arasındaki sürekli akışa bağlı yaratımın, yaratıcı evrim sürecindeki daimi oluş ve yaratımla benzer niteliklere sahip olduğunu savunan Bergson, “süre”nin bu sebeple hem insan zihnine hem de canlıların evrimine işaret ettiğini düşünmektedir. Zamanın varlıkla ve insanın varoluşuyla ilişkili olduğu fikrini tartışan Heidegger'de ise zaman, insanın varolması olarak tanımlanan Dasein’ın ontolojik yapı özelliğidir. Dasein, varlık yapısı gereği “zamansal” bir varoluşa sahiptir. Zamansal olması, onun varoluşu gereği zorunlu olarak gelecekteki ölüm gerçeğine doğması ve o gerçeğe doğru yol alması demektir. Zamanın felsefe alanındaki tartışmaları sürerken, Einstein da zaman ile insan arasındaki ilişkiye, 1905 yılında geliştirdiği “Özel Görelilik Kuramı” çerçevesinde yeni bir bakış getirir. Eş zamanlı meydana geldiği düşünülen bir olay, birbirlerinden farklı noktalarda olayı gözlemleyen iki ayrı gözlemci için farklı zamanlarda gerçekleşir. Gözlemcinin konumu ve devinim hızı, zamanı algılayışında farklılığa neden olur. Einstein, Newton'un mutlak uzay ve mutlak zaman düşüncesinin karşısına “uzayzaman” kavramını getirir ve ışık hızının tüm gözlemciler için sabit olduğu ilkesini koyar. X ışınları da ışık hızında hareket ederler. Ancak bu “mutlak olan”, X ışınlarında olduğu gibi bir enerji türü değildir, boşluktaki ışık hızıdır. Uzayzamanın ivme ve yerçekiminden etkilenmesi ise genel Görelilik Kuramı ile açıklanır. 20. yüzyıl sonrası fizik anlayışına göre ise zaman, kendi başına var olan bir şey olmayıp, birden fazla değişkenin birbiriyle karşılaştırılmasıyla tanımlanan bir parametre olarak görülür. Göreliliği kabul etmekle beraber, günümüz fizik bilimleri (kuantum mekaniği) açısından zaman, denklemlerde kullanılan bir değişkenden ibarettir. Rovelli gibi bazı fizikçilerin ilişkisel zaman yorumlarına göre ise zaman, parçacık alanı olan kuantum alandaki süreçlerden doğar; ancak bu görüş fizikçiler arasında evrensel bir kabul değildir. Hem felsefe hem de çeşitli bilimler açısından, zamanın genel anlamda evrenle, özel anlamda ise insan bedeni, bilinci ve özellikle de bellekle olan ilişkisi üzerine araştırmalar devam etmektedir.
KAYNAKÇA
Audi, Robert. The Cambridge Dictionary of Philosophy. New York: Cambridge University Press, 1999.
Birx, H. James. Encyclopedia of Time. California: Sage Publications, 2009.
Golosz, Jerzy. “Entropy and The Direction of Time”. Entropy.23(4), 388, 2021.
Kirk, G.S., Raven, J.E. ve Schofield, M. The Presocratic Philosophers: A Critical History with Selected Texts, Cambridge: Cambridge Uni. Press, 1974.
Rovelli, Carlo. The Order of Time. Çeviren Erica Segre-Simon Carnell. New York: Riverhead Books, 2018.
Saraçoğlu, Ece. “Zaman Felsefesine Bir Giriş Denemesi: Zamanın Ontolojik ve Epistemolojik Temelleri”. Kutadgubilig Felsefe-Bilim Araştırmaları. sayı 44 (2021): 65-91.
Saraçoğlu, Ece. Zaman Üzerine Dört Ders. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınevi, 2023.
Saraçoğlu, Ece. Zamanın Varlığı ve Neliği. İstanbul: Paris Yayınları, 2023.
Turetzky, Philip. Time. New York: Routledge, 1998.
Yazar : Ece SARAÇOĞLU (Dr.)